Afrika’daki Ebola Alarmı Dünyayı Endişelendirdi
Dünya Sağlık Örgütü, Afrika’da hızla yayılan Ebola salgınının “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” haline geldiğini açıkladı. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde etkisini artıran salgın nedeniyle yüzlerce şüpheli vaka bildirildi ve can kaybı kısa sürede yüzü geçti. Yetkililer, mevcut tablonun resmi rakamların çok ötesinde olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Salgına neden olan virüsün Bundibugyo türü olduğu açıklandı. Bu tür, geçmişte büyük Ebola salgınlarına yol açan en tehlikeli varyantlardan biri olarak biliniyor. Ancak en büyük sorunlardan biri, bu virüse karşı onaylı bir aşının veya doğrudan etkili bir tedavinin bulunmaması. Uzmanlar şu anda yalnızca erken müdahale, yoğun bakım desteği ve semptomların kontrol altına alınmasıyla ölüm oranlarının azaltılabildiğini belirtiyor.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde şu ana kadar 390’dan fazla şüpheli vaka kaydedildi. Ayrıca Uganda’da da doğrulanan yeni vakalar bulunuyor. Yetkililer, sınır geçişlerinin yoğun olması nedeniyle salgının başka ülkelere sıçrama riskinin oldukça yüksek olduğunu ifade ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durum ilan etmesinin temel nedeni de tam olarak bu tehlike. Çünkü salgın artık yalnızca tek bir ülkenin problemi olmaktan çıkmış durumda.
Virüsün yayılımını zorlaştıran en büyük etkenlerden biri ise bölgede yaşanan insani krizler ve devam eden çatışmalar. Özellikle Ituri eyaletindeki güvenlik sorunları nedeniyle sağlık ekipleri bazı bölgelere ulaşamıyor. Bu durum hem vaka tespitini geciktiriyor hem de laboratuvar örneklerinin güvenli şekilde taşınmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, kontrol altına alınamayan her günün salgının daha büyük bir felakete dönüşmesine neden olabileceğini düşünüyor.
Ebola Nasıl Yayılıyor?
Ebola virüsü genellikle meyve yarasaları ve bazı vahşi hayvanlardan insanlara bulaşıyor. İnsanlar enfekte hayvanların kanı veya vücut sıvılarıyla temas ettiğinde virüs yayılabiliyor. Ardından hastalık insandan insana geçmeye başlıyor. Özellikle kan, ter, tükürük ve diğer vücut sıvılarıyla temas büyük risk taşıyor.
İlk belirtiler çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılıyor. Yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı ve baş ağrısı gibi belirtiler nedeniyle birçok hasta başlangıçta sıtma veya grip benzeri rahatsızlıklarla karıştırılabiliyor. Bu durum salgının erken aşamada fark edilmesini zorlaştırıyor. Yetkililer, özellikle kırsal bölgelerde tanı imkanlarının sınırlı olmasının büyük risk yarattığını belirtiyor.
Salgında hayatını kaybeden ilk kişilerden birinin sağlık çalışanı olması ayrıca dikkat çekiyor. Şimdiye kadar en az dört sağlık çalışanının yaşamını yitirdiği açıklandı. Bu tablo, sağlık merkezlerinin yeterince korunamadığını ve virüsün hastaneler üzerinden yayılma ihtimalinin arttığını gösteriyor.
Uzmanlar geçmişteki Ebola salgınlarını da hatırlatıyor. 2018 ile 2020 yılları arasında yine Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan büyük Ebola krizinde 3 binden fazla vaka görülmüş ve yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybetmişti. Ancak o dönemde kullanılan Zaire Ebola türüne karşı geliştirilen aşılar vardı. Bu kez durum daha karmaşık çünkü Bundibugyo virüsüne karşı hazır bir koruma sistemi bulunmuyor.
Virüsün yayılma ihtimali nedeniyle çevre ülkeler de alarma geçti. Uganda, Ruanda, Burundi, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti yüksek risk altında görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, uluslararası iş birliği olmadan salgının kontrol altına alınmasının zor olduğunu söylüyor. Özellikle sınır kontrolleri, hızlı test sistemleri ve yerel sağlık altyapısının güçlendirilmesi şu an için en kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre salgının küresel pandemi seviyesine ulaşması şu aşamada beklenmiyor. Ancak COVID-19 sonrası dünyada bulaşıcı hastalıklara karşı hassasiyetin artmış olması, Ebola krizinin çok daha yakından takip edilmesine neden oluyor. Yetkililer, erken müdahalenin gecikmesi halinde vaka sayılarının çok daha ağır bir tabloya dönüşebileceğini ifade ediyor.
Modern bilim dünyası son yıllarda salgınlarla mücadelede önemli ilerlemeler kaydetmiş olsa da Ebola gibi ölüm oranı yüksek virüsler halen insanlığın en büyük tehditlerinden biri olmaya devam ediyor. Özellikle sağlık sisteminin zayıf olduğu bölgelerde bu tür hastalıkların kontrol altına alınması çok daha zor hale geliyor.
Kaynak: livescience.com - Deadly Ebola outbreak is a public health emergency of international concern, WHO declares
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Ebola haberleri dünyada çoğu zaman birkaç gün konuşulup unutuluyor. Çünkü salgın genellikle Afrika kıtasının belirli bölgelerinde yaşanıyor ve gelişmiş ülkelerin gündeminde kalıcı yer bulmuyor. Ancak bu yaklaşım büyük hata olabilir. COVID-19 döneminde insanlık şunu çok net gördü: Dünyanın herhangi bir noktasında başlayan bir sağlık krizi, kısa sürede küresel bir probleme dönüşebiliyor. Ebola’nın ölüm oranı COVID-19’dan çok daha yüksek. Bu nedenle kontrolsüz bir yayılım ihtimali bile ciddi endişe yaratıyor. Asıl dikkat çekici nokta ise bu kez kullanılan virüs türüne karşı lisanslı bir aşının olmaması. Bu durum sağlık otoritelerini zamanla yarışmaya zorluyor. Ayrıca bölgedeki savaşlar, yetersiz hastaneler, düzensiz göç hareketleri ve yoksulluk gibi faktörler salgının önüne set çekilmesini zorlaştırıyor. İnsanlık teknoloji açısından çok ilerlediğini düşünüyor olabilir fakat bazı bölgelerde temel sağlık altyapısının bile yetersiz olması, virüslerin ne kadar büyük tehdit oluşturduğunu yeniden gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda küresel sağlık politikalarının sadece büyük şehirleri veya zengin ülkeleri değil, dünyanın en kırılgan bölgelerini de kapsayacak şekilde yeniden şekillenmesi gerekecek. Aksi halde benzer krizler tekrar tekrar yaşanabilir.