Amerikan İç Savaşı'nın Görünmez Kahramanları: Cephedeki Asyalı Savaşçıların Bilinmeyen Destanı
Amerikan hikayesinin en büyük kırılma noktalarından biri olan İç Savaş denildiğinde, zihinlerde genellikle sadece beyaz ve siyah askerlerin mücadelesi canlanır. Ancak 11 Mayıs 2026 itibarıyla güncellenen tarihi kayıtlar ve Milli Park Servisi'nin (NPS) derinlemesine araştırmaları, bu büyük trajedinin içinde Asyalı göçmenlerin ve Asya kökenli Amerikalıların da hayati bir rol oynadığını kanıtlıyor. 1861 yılında savaş başladığında, ABD'deki Asyalı nüfusun büyük bir kısmı Batı Kıyısı'nda yoğunlaşmış olsa da, Doğu yakasında yaşayan birkaç yüz kişilik gruptan pek çok isim, yeni vatanları için silaha sarılmaktan çekinmedi. Bu askerler, hukuki statülerinin belirsizliğine ve toplumsal dışlanmaya rağmen, "Amerikan Rüyası"na olan inançlarını cephede kanıtladılar.
1860 yılı nüfus sayımı verilerine göre, 31 milyonu aşan ABD nüfusu içinde yaklaşık 35.000 Çinli göçmen Kaliforniya'da yaşıyordu; Mississippi nehrinin doğusunda ise bu sayı 200'ün altındaydı. Ancak Asyalıların savaşa katılım oranı, bu küçük nüfusa kıyasla şaşırtıcı derecede yüksekti. Ruthanne Lum McCunn'un belirttiği gibi, orantısal olarak bakıldığında, Asyalı erkeklerin gönüllü olma motivasyonu dönem standartlarının çok üzerindeydi. Peki, kendi dillerini bile tam konuşamadıkları bir ülke için neden ölmeyi göze aldılar? Cevap basitti: Ait olma arzusu ve askeri hizmet yoluyla gelen vatandaşlık umudu.
1. Vatandaşlık Umudu ve 1862 Milis Yasası
Pek çok göçmen için orduya katılmak, sadece bir iş değil, aynı zamanda toplumun tam bir parçası olmanın kapısıydı. 1862 tarihli Milis Yasası, onurlu bir şekilde terhis olan askerlere vatandaşlık yolunu açıyordu. Ancak pratikte işler o kadar kolay yürümedi. Birçok asker, gerekli belgeleri sağlamakta zorlandı ve daha sonra çıkarılan 1882 Çin Dışlama Yasası gibi ırkçı kanunlar, bu kapıları tamamen kapattı. Yine de, yaklaşık 330 Asyalı ve Pasifik Adalı askerin ordu ve donanma saflarında yer aldığı belgelenmiş durumda. Gerçek sayı ise muhtemelen çok daha yüksek; zira birçok asker, o dönemin şartlarına uyum sağlamak için isimlerini İngilizceleştirmişti.
Tarihçi Irving Moy'un vurguladığı gibi, Başkan Lincoln Amerika'yı "dünyanın son ve en iyi umudu" olarak tanımlıyordu. Asyalı askerler de bu umuda tutunarak, her azınlık gibi sadece kabul görmek ve Amerikan rüyasında bir yer edinmek istediler. Onlar için cephe, sadece bir savaş alanı değil, aynı zamanda eşitliğin sınav merkeziydi.
2. İnanılmaz Bir Karakter: Thomas Sylvanus (Ching Lee)
Thomas Sylvanus, nam-ı diğer Ching Lee, 1861 Ağustos'unda 16 yaşındayken Birlik Ordusu'na katıldı. Hikayesi, o dönemin bürokrasisinin Asyalıları nasıl tanımlayacağını bilmediğinin en net kanıtıdır. 1860 nüfus sayımında memur, "Beyaz, Siyah veya Melez" seçeneklerinden hiçbirine uymadığını düşündüğü Sylvanus’un ırk kısmına sadece bir "ünlem işareti" (!) koymuştu. 4 Temmuz 1845’te Çin’de doğan ve yedi yaşında ABD’ye getirilen bu genç, sakatlık nedeniyle terhis edilmesine rağmen tekrar orduya yazıldı. Gettysburg’dan Andersonville Konfederasyon hapishanesine kadar en zorlu süreçlerden geçti ve 1866’da onurlu bir terhisle askerlik hayatını tamamladı.
3. Onbaşı Joseph Pierce: Gettysburg’dan Appomattox’a
İç Savaş'ın en tanınmış Asyalı gazisi şüphesiz Joseph Pierce’dır. Çin'deki Taiping İsyanı sırasında ailesi tarafından 6 dolara bir Amerikalı kaptana satılan Pierce, Connecticut'ta varlıklı ve kölelik karşıtı bir aile tarafından büyütüldü. Adını dönemin başkanı Franklin Pierce'dan alan "Joe", 1862'de 14. Connecticut Gönüllü Piyade Alayı'na katıldı. Pierce, Antietam, Fredericksburg ve efsanevi Gettysburg muharebelerinde savaştı. 1863 yılında onbaşılığa terfi ederek, Birlik Ordusu'nda bilinen en yüksek rütbeye ulaşan Çinli Amerikalı oldu. Savaşın sonunda General Lee’nin teslim olduğu Appomattox’ta da oradaydı. Hayatının ilerleyen yıllarında vatandaşlık alıp bir gümüş oymacısı olarak çalışsa da, 1894'teki dışlama yasası nedeniyle sınır dışı edilme korkusuyla yaşadı.
4. Edward Day Cohoda: Ölümsüz Bir Vatansever
Çin doğumlu bir diğer kahraman Edward Day Cohoda’ydı. Massachusetts 23. Gönüllü Piyade Alayı'nda 16 ay görev yaptı. Drewry’s Bluff Muharebesi'nden çıktığında kıyafetlerinde tam yedi kurşun deliği vardı ancak vücuduna bir kurşun bile değmemişti. Komutanı General Smith’in onun için "Eğer insan olsaydın şimdiye çoktan ölmüş olurdun" dediği rivayet edilir. Cohoda, savaş sonrası defalarca yeniden orduya yazıldı ve otuz yıl hizmet etti. Vatandaşlık hakkı reddedilmesine rağmen, her akşam bayrak indirilirken selam duracak kadar sadık bir vatansever olarak 1913 yılında hayata gözlerini yumdu.
5. Karşı Cephe: Konfederasyonun Asyalıları
İlginç bir şekilde, Asyalılar sadece kuzeyde (Union) değil, güneyde (Confederacy) de savaştılar. Bunun en çarpıcı örneği, ünlü Siyamlı ikizler Chang ve Eng Bunker’ın çocukları Christopher ve Stephen Bunker’dır. Köle sahibi bir güney ailesinde büyüyen bu kuzenler, sadık birer Konfederasyon askeri olarak Virginia Süvari birliğinde görev yaptılar. Christopher Bunker, Pennsylvania’daki meşhur Chambersburg Yangını saldırısına katıldı ve esir düştüğü kampta hayatta kalmak için fare yemek zorunda kaldığını anılarına not düştü.
6. Bir Kahramanın Sonu: John Tomney
İç Savaş’ın patlak vermesinden hemen sonra orduya katılan John Tomney, azim ve dayanıklılığın simgesiydi. Bull Run ve Fredericksburg gibi kilit harekatlarda savaştı. Esir düşmesine rağmen değişim yoluyla geri döndü ve yaralı yoldaşlarına bakmak için cepheden ayrılmadı. Onbaşılığa yükselen Tomney, ne yazık ki Gettysburg Muharebesi'nde hayatını kaybetti. Bugün ismi, o büyük savaşın unutulmaz kahramanları arasında saygıyla anılmaktadır.
Gökhan Yalta'nın Profesyonel Yorumu
Beyler, şimdi bu tabloya bir sistemci mantığıyla baktığımızda olay şu: Bir tarafta devasa bir iç savaş var, bir "sistem" (vatan) çökmek üzere ve birileri bu sistemi onarmak için canını ortaya koyuyor. Ama asıl ilginç olan, bu sisteme dahil edilmeyen, "ünlem işareti" diye geçiştirilen, 6 dolara satılan o göçmen çocukların gelip o sistemi kurtarmak için en ön safta çarpışması. Yani adam "benim ırkım belli değil, kağıtta ünlemim ama bu vatan için canımı veririm" diyor.
Biliyorsunuz ben sistem yönetimiyle uğraşıyorum; bir sistemde (serverda) hata çıktığında, bazen en alakasız görünen bir log dosyası veya küçük bir script o sistemi ayakta tutar. İşte bu Asyalı kardeşlerimiz de Amerikan tarihinin o gizli scriptleri gibi. Kimse onları görmüyor, kimse adlarını bilmiyor ama Gettysburg'da, Appomattox'ta tetiği onlar çekiyor. Joseph Pierce 1894'te sınır dışı edilme korkusu yaşıyor, düşünebiliyor musunuz? Adam orduya hayatını vermiş, onbaşı olmuş, General Lee'nin teslimiyetini görmüş ama kağıt üzerinde hala "tehlikeli göçmen" muamelesi görüyor. Bu tam bir "bug"dır arkadaşlar, tarihin en büyük sistem hatasıdır. Sadakate bakıyorsun %100, vatandaşlık hakkına bakıyorsun %0. Biz bugün bilimbox.com'da veya diğer projelerde "özgünlük" diyoruz ya, işte özgün kahramanlık budur; karşılık beklemeden, sadece doğru olduğuna inandığın için savaşmak. Bu adamların hikayesi, bize vatanseverliğin sadece kağıt üzerindeki bir kimlik olmadığını, bir ruh meselesi olduğunu gösteriyor. Selam olsun o ünlem işaretli kahramanlara!
Kaynak: History.com, National Park Service (NPS) "Asians and Pacific Islanders in the Civil War", Ruthanne Lum McCunn - "Chinese in the Civil War: Ten Who Served", Irving Moy - "An American Journey".
Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.