Mahkemelerde Gizli Tehlike: “Pişmanlık Yanlılığı” İnsanların Cezasını Değiştiriyor Olabilir
Yeni bilimsel araştırmalar, mahkemelerde sanıkların gösterdiği pişmanlığın her zaman adil biçimde değerlendirilmediğini ortaya koydu. ABD’de Rutgers Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmalar, hâkimlerin ve hukuk sistemi içindeki karar vericilerin “pişmanlık” ifadelerini yorumlarken bilinçsiz önyargılardan etkilenebildiğini gösteriyor. Araştırmacılar bu durumu “remorse bias” yani “pişmanlık yanlılığı” olarak tanımlıyor.
Hukuk sisteminde pişmanlık, özellikle ceza belirleme süreçlerinde önemli rol oynuyor. Bir sanığın suçundan dolayı üzgün görünmesi, daha düşük ceza alma ihtimalini artırabiliyor. Ancak yeni araştırmalara göre insanların pişmanlık gösterilerini değerlendirme biçimi son derece öznel ve sosyal stereotiplere açık.
Rutgers Üniversitesi Ceza Adaleti Okulu’ndan doçent Colleen M. Berryessa tarafından yürütülen iki yeni çalışma, bu önyargıların hukuk sisteminde eşitsizlik yaratabilecek ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.
Pişmanlık Gerçekten Objektif Şekilde Ölçülebilir mi?
Annual Review of Law and Social Science dergisinde yayımlanan ilk araştırmada Berryessa, hukuk sisteminde pişmanlığın nasıl değerlendirildiğini detaylı biçimde inceliyor. Çalışmaya göre hâkimler, jüri üyeleri ve diğer hukuk aktörleri çoğu zaman sanığın davranışlarını kendi bilinçaltı varsayımları doğrultusunda yorumluyor.
Araştırmada özellikle suç geçmişi, ruh sağlığı problemleri, madde bağımlılığı, etnik köken ve kültürel farklılıkların pişmanlık algısını etkileyebildiği vurgulanıyor. Başka bir ifadeyle, bazı bireylerin pişman görünmesi daha kolay kabul edilirken, bazı kişiler aynı duyguları yaşasa bile yeterince “inandırıcı” bulunmayabiliyor.
Berryessa’ya göre pişmanlık değerlendirmesi tamamen insan bilişiyle bağlantılı karmaşık bir süreç. İnsan zihni karşısındaki kişiyi değerlendirirken yalnızca sözcüklere değil; mimiklere, beden diline, konuşma tarzına ve kültürel kodlara da dikkat ediyor. Ancak bu durum büyük bir sorunu beraberinde getiriyor: Her insan aynı şekilde duygu göstermiyor.
Örneğin bazı bireyler travma, kaygı bozukluğu veya nörolojik farklılıklar nedeniyle duygularını dışarıya daha sınırlı biçimde yansıtabilir. Bu kişiler mahkemede “soğuk”, “duygusuz” veya “pişman değil” şeklinde algılanabilir.
Önyargılar Ceza Sürelerini Etkileyebilir
Journal of Criminal Justice dergisinde yayımlanan ikinci araştırma ise doğrudan hâkimlerin karar süreçlerine odaklandı. Araştırmacılar, eyalet düzeyinde görev yapan 60’tan fazla ceza hâkimiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdi.
Elde edilen sonuçlar, hâkimlerin karar verirken yalnızca hukuki verilere değil, sanığın davranışsal izlenimine de büyük önem verdiğini ortaya koydu. Özellikle pişmanlık gösterisinin “samimi” bulunup bulunmaması ceza miktarını etkileyebiliyor.
Ancak araştırmanın dikkat çekici kısmı, bu değerlendirmelerin çoğu zaman sosyal stereotiplerle iç içe geçmesi oldu. Araştırmacılara göre toplumda zaten suçla ilişkilendirilen bazı gruplar, mahkemelerde daha sert değerlendirmelere maruz kalabiliyor.
Örneğin belirli etnik kökenlerden gelen bireyler veya geçmişte suç kaydı bulunan kişiler, aynı davranışı sergileseler bile daha az pişman olarak algılanabiliyor. Bu durum mevcut adalet eşitsizliklerini daha da derinleştirme riski taşıyor.
İnsan Beyni Karar Verirken Kestirme Yollar Kullanıyor
Psikoloji ve bilişsel bilim alanındaki araştırmalar, insan beyninin hızlı karar alabilmek için sık sık zihinsel kestirme yollar kullandığını gösteriyor. Hukuk sistemi içinde görev yapan insanlar da bu bilişsel süreçlerden tamamen bağımsız değil.
Bir hâkim ya da jüri üyesi, sanığın yüz ifadesini veya konuşma biçimini değerlendirirken farkında olmadan geçmiş deneyimlerinden, toplumsal önyargılardan veya kültürel kalıplardan etkilenebiliyor.
Örneğin bazı kültürlerde duygular açık biçimde ifade edilirken, bazı kültürlerde daha kontrollü davranmak normal kabul ediliyor. Bu nedenle bir kişinin sessiz veya sakin kalması, her zaman pişman olmadığı anlamına gelmeyebilir.
Araştırmacılar, hukuk sisteminde duygusal değerlendirmelerin standartlaştırılmasının son derece zor olduğunu ancak farkındalığın artırılmasının önemli bir ilk adım olduğunu belirtiyor.
Adalet Sisteminde Eğitim Çağrısı
Berryessa ve araştırma ekibi, hukuk sisteminde görev yapan kişilere yönelik daha kapsamlı eğitim programlarının geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle bilinçsiz önyargılar, sosyal biliş ve kültürel farklılıklar konusunda eğitim verilmesinin daha dengeli karar süreçleri sağlayabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar ayrıca mahkemelerde pişmanlığın “tek başına belirleyici unsur” haline gelmesinin tehlikeli olabileceğini vurguluyor. Çünkü insanlar duygularını farklı biçimlerde ifade ediyor ve bu farklılıklar yanlış yorumlandığında ciddi hukuki sonuçlar doğabiliyor.
Uzmanlara göre hukuk sistemi yalnızca kanıtlar ve yasalar üzerinden değil, aynı zamanda insan psikolojisi üzerinden de şekilleniyor. Bu nedenle bilişsel önyargıları anlamadan tamamen tarafsız bir sistem kurmak oldukça zor görünüyor.
Modern Hukukta Yeni Tartışma Başlıyor
“Pişmanlık yanlılığı” kavramı, önümüzdeki yıllarda hukuk psikolojisi alanında daha fazla tartışılacak gibi görünüyor. Çünkü modern ceza sistemlerinde yalnızca suçun kendisi değil, sanığın karakteri ve davranışları da büyük önem taşıyor.
Ancak bilim insanları, insanların duygusal ifadelerinin evrensel olmadığını ve kültürel, psikolojik hatta biyolojik farklılıkların bu süreçte rol oynadığını hatırlatıyor. Bu nedenle “gerçek pişmanlık” kavramının objektif biçimde ölçülmesi sanıldığından çok daha karmaşık olabilir.
Gökhan Yalta’nın Yorumu: Bu araştırmalar, adalet sisteminin yalnızca yasal metinlerle değil insan psikolojisinin sınırlarıyla da şekillendiğini net biçimde ortaya koyuyor. Özellikle mahkemelerde duygusal ifadelerin yorumlanması sırasında bilinçsiz önyargıların devreye girmesi, hukuk sisteminin tarafsızlığı konusunda önemli sorular doğuruyor. Bilimsel veriler, gelecekte hukuk ve psikoloji disiplinlerinin çok daha iç içe çalışacağını gösteriyor.
Kaynak: Colleen M. Berryessa, “Remorse Bias in Legal Decision-Making”, Annual Review of Law and Social Science (2026); Journal of Criminal Justice (2026).
Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.