🔭 BilimBox

MIT Uyardı: Su ve Gıdalardaki Kimyasal Çocuklarda Kanser Riskini Katlıyor

📅 29.04.2026 | ⏱️ 5 dk okuma | 🔥 36 okunma | ✍️ Editör: Gökhan Yalta
MIT Uyardı: Su ve Gıdalardaki Kimyasal Çocuklarda Kanser Riskini Katlıyor

MIT tarafından yürütülen çarpıcı bir araştırma, çevrede yaygın olarak bulunan NDMA adlı kimyasalın çocuklar için yetişkinlere kıyasla çok daha yüksek kanser riski taşıyabileceğini ortaya koydu. Kirli su, bazı ilaçlar ve işlenmiş gıdalarda bulunabilen bu maddeye maruz kalan genç deneklerde, aynı dozda maruziyete rağmen çok daha fazla DNA hasarı ve kanser gelişimi gözlemlendi. Araştırmaya göre temel fark, çocuklarda hücre bölünmesinin daha hızlı olması ve bu durumun DNA hasarını kalıcı mutasyonlara dönüştürme ihtimalini artırması.

Deneylerde, NDMA içeren suya maruz bırakılan genç farelerin, yetişkin farelere göre çok daha fazla DNA hasarı ve kanser geliştirdiği tespit edildi. Bu bulgular, daha önce ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Wilmington bölgesinde kirlenmiş suya maruz kalan çocuklarda kanser oranlarının artmasıyla ilgili gözlemleri de destekler nitelikte.

MIT Biyolojik Mühendislik Profesörü Bevin Engelward, “Güvenlik testleri yapan kurumların yaklaşımını değiştirmesini ve genç denekleri de incelemesini umuyoruz. Kanseri tedavi etmektense önlemek çok daha etkili. Tehlikeli kimyasalları insanlar maruz kalmadan önce tespit edebilirsek, büyük risklerin önüne geçebiliriz” dedi.

Araştırmanın baş yazarlığını MIT doktora sonrası araştırmacısı Lindsay Volk üstlenirken, çalışma Nature Communications dergisinde yayımlandı.

NDMA (N-Nitrosodimetilamin), çeşitli endüstriyel süreçlerin yan ürünü olarak oluşur. Aynı zamanda sigara dumanında ve işlenmiş etlerde bulunur. Son yıllarda valsartan, ranitidin ve metformin gibi bazı ilaçlarda da tespit edilmiştir. 1990’lı yıllarda ise Wilmington’daki içme suyunda, Olin Chemical tesisinden kaynaklanan kirlilik nedeniyle NDMA’ya rastlanmıştır.

Massachusetts Sağlık Departmanı’nın 2021 tarihli raporu, bu kirlilik ile bölgede görülen çocukluk çağı kanser vakaları arasında bağlantı olabileceğini ortaya koydu. 1990-2000 yılları arasında Wilmington’da 22 çocuğa kanser teşhisi konuldu ve etkilenen su kuyuları 2003 yılında kapatıldı.

NDMA vücuda girdikten sonra karaciğerde CYP2E1 adlı enzim tarafından işlenir. Bu süreçte DNA’ya bağlanan zararlı kimyasal gruplar oluşur ve “adduct” adı verilen hasarlar meydana gelir. Araştırmada hem genç hem de yetişkin farelerde başlangıç düzeyinde benzer DNA hasarı gözlemlendi.

Ancak fark, hücrelerin bu hasara verdiği tepkide ortaya çıktı. Genç farelerde DNA onarımı sırasında çift sarmallı kırıklar oluştu ve bu durum mutasyonlara yol açtı. Bu mutasyonlar zamanla karaciğer kanserine neden oldu. Yetişkin farelerde ise benzer hasar görülmesine rağmen bu tür kırıklar ve mutasyonlar çok daha az oluştu ve ciddi hastalık gelişmedi.

Engelward, “DNA’daki ilk yapısal değişiklikler yaşa bağlı olarak çok farklı sonuçlar doğuruyor. Çift sarmallı kırıklar yalnızca gençlerde gözlendi” dedi.

Araştırma, bu farkın temel nedeninin hücre bölünme hızı olduğunu ortaya koydu. Genç organizmalarda hücreler hızla bölündüğü için DNA hasarı daha kolay kalıcı mutasyonlara dönüşüyor. Yetişkinlerde ise hücre bölünmesi daha yavaş olduğu için onarım için daha fazla zaman bulunuyor.

Lindsay Volk, “Toksikoloji çalışmalarında genellikle yetişkin denekler kullanılıyor. Ancak bu durum, genç bireylerin ne kadar savunmasız olduğunu gözden kaçırmamıza neden oluyor” ifadelerini kullandı.

Karaciğerde etkiler en belirgin şekilde görülse de bazı farelerde akciğer kanseri ve lenfoma gibi farklı kanser türleri de gelişti.

Araştırmacılar, DNA onarım mekanizmaları eksik farelerle yaptıkları deneylerde mutasyon oluşumunun hızlandığını gözlemledi. Bununla birlikte, normal DNA onarım sistemine sahip genç farelerde bile NDMA’nın ciddi hasarlara yol açtığı görüldü.

Yetişkin farelerde ise hücre bölünmesi yapay olarak artırıldığında sonuçların değiştiği görüldü. Tiroid hormonu verilen yetişkin farelerde mutasyon oranları genç farelere benzer seviyelere ulaştı. Ayrıca iltihaplanma gibi durumların da hücre bölünmesini artırarak riski yükseltebileceği belirtildi.

Araştırmacılar, yetişkinlerin tamamen güvende olmadığını vurguluyor. Genetik yapı, yaş, beslenme ve sağlık durumu gibi faktörler, kanserojen maddelere karşı duyarlılığı etkileyebiliyor. Özellikle viral enfeksiyonlar, yüksek yağlı beslenme ve kronik alkol tüketimi gibi durumların karaciğer hücrelerini daha savunmasız hale getirebileceği ifade ediliyor.

Bilim ekibi, şimdi yüksek yağlı diyetin NDMA’ya maruz kalan bireylerde kanser riskini nasıl etkilediğini araştırmaya devam ediyor.

Kaynak: Orijinal bilimsel araştırma metni

Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.

İlginizi Çekebilir

← Anasayfaya Dön