Kıyamet Buzulu Koruyucu Kalkanını Bu Yıl Kaybediyor
Antarktika'nın en kritik noktalarından birinde yer alan ve "Kıyamet Buzulu" olarak adlandırılan Thwaites Buzulu, kendisini sıcak okyanus sularından koruyan devasa buz sahanlığını kaybetmenin eşiğine geldi. Bilim insanları, bu doğal bariyerin parçalanmasının küresel deniz seviyelerinde yıkıcı bir yükseliş dalgasını tetikleyeceğini belirtiyor. Florida büyüklüğündeki bu devasa kütlenin tamamen çökmesi, deniz seviyelerini tek başına 65 santimetre yükseltme potansiyeline sahip. Böyle bir senaryo, New York'tan Miami'ye, San Francisco'dan Boston'a kadar dünyanın pek çok kıyı metropolünün sular altında kalması anlamına geliyor. Araştırmacılar bu yıl içinde buz sahanlığının tamamen kopacağını öngörürken, bu durumun buzulun erime hızını daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştıracağından endișe duyuluyor.
İngiliz Antarktika Araştırması (BAS) bünyesinde görev yapan deniz jeofizikçisi Robert Larter, buzulun önünde yer alan son buz sahanlığının parçalanma sürecine girdiğini açıkladı. Uydu görüntülerinde derin çatlakların ve yarıkların hızla büyüdüğü net bir şekilde izlenebiliyor. Buz sahanlığı, buzulun okyanusa doğru akışını yavaşlatan devasa bir payanda görevi üstleniyordu. Bu kalkanın ortadan kalkmasıyla birlikte, ana karaya oturan devasa buz kütlesinin açık denize doğru kayma hızı şimdiden ivme kazanmaya başladı. Küresel çapta yankı uyandıran bu fizik dünyasından gelişmeler, iklim krizinin sadece uzak bir geleceğin sorunu olmadığını, ekosistem dengelerinin bugün ne kadar hassas bir çizgide ilerlediğini gösteriyor.
Okyanus Akıntıları Alttan Eritiyor
Yapılan derinlik analizleri, buz sahanlığının altındaki tahribatın doğrudan ısınan okyanus sularından kaynaklandığını kanıtladı. Ancak buradaki asıl sorun suyun sadece ısınması değil; Antarktika çevresindeki su sirkülasyonunun ve akıntı yönlerinin değişmesidir. Güney Okyanusu'nun yüzlerce metre derinliğinde bulunan nispeten sıcak su kütleleri, akıntıların yön değiştirmesiyle kıta sahanlığına ve buzulun ön uçlarına kadar ilerledi. 20. yüzyılın ortalarında başlayan bu döngü, günümüzdeki kitlesel buz kaybının ana sorumlusu olarak kabul ediliyor.
Bilim dünyası, bu akıntı değişimlerinin arkasında insan kaynaklı iklim değişikliğinin yattığı konusunda hemfikir. Güney Yarımküre'deki batı rüzgarlarının esme kalıplarında yaşanan sapmalar, sıcak suları kıtaya doğru adeta bir pompa gibi itiyor. Uluslararası Thwaites Buzulu İş Birliği (ITGC) çatısı altında sekiz yıldır yürütülen ortak araştırmalar, buzulun geri çekilme sürecinin artık durdurulamayacağını gösterdi. Bilgisayar tabanlı bilgisayar modelleri geleceğe dair farklı erime hızları sunsa da, uzmanların ortak kanaati Thwaites'in er ya da geç tamamen yok olacağı yönünde birleşiyor.
Milimetrelerin Arkasındaki Büyük Tehlike
Buzul bilimciler, erime hızını ifade ederken yıllık birkaç milimetrelik artışlardan bahsetmenin kamuoyunda yanıltıcı bir rehavete yol açtığına dikkat çekiyor. Şu an için küresel ortalama deniz seviyesi yılda yaklaşık 4 ila 4,5 milimetre yükseliyor. Bu sayıya eklenecek her bir milimetrelik ekstra artış, kulağa küçük gelse de kıyı şeritlerinde geometrik bir yıkım yaratıyor. Deniz seviyesindeki birkaç on santimetrelik bir yükselme bile, yüz yılda bir görülen yıkıcı sel felaketlerini on yılda bir, hatta her yıl tekrarlanan sıradan doğa olaylarına dönüştürebilir.
Bu durum, kıyı şehirlerini devasa savunma altyapıları inşa etmek ya da geri çekilmek gibi çok zor mali ve idari kararlarla baş başa bırakıyor. Thwaites Buzulu'nun tamamen erimesi, sadece kendi kütlesiyle sınırlı kalmayıp Batı Antarktika Buz Örtüsü'nün deniz seviyesinin altındaki diğer kırılgan kısımlarını da istikrarsızlaştıracaktır. Komşu buzulların da bu zincirleme çöküşe dahil olması, küresel deniz seviyelerinde 3 metreyi aşan bir yükseliş taahhüdünü beraberinde getirebilir. Bu senaryonun tam olarak ne kadar sürede gerçekleşeceği tam bilinmese de, insanlığın geri dönüşü olmayan bir yola girdiği aşikar.
Net Sıfır Emisyon Bile Süreci Durdurmaya Yetmeyebilir
Araştırmacılar, 2050 yılına kadar küresel olarak net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşılsa bile, Thwaites Buzulu'nun kaderinin çoktan mühürlenmiş olabileceğini vurguluyor. Okyanusun derinliklerine hapsolan ısı ve sisteme dahil olan kinetik enerji, buzulun erime sürecini insan ömrünü aşan bir vadede devam ettirecek kadar güçlüdür. Bu durum, iklim kriziyle mücadelenin sadece emisyon azaltımından ibaret olmadığını, aynı zamanda kaçınılmaz küresel değişimlere karşı adaptasyon stratejilerinin de geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Kıyamet Buzulu takma adı ilk duyulduğunda sansasyonel bir medya abartısı olarak görülse de, son sekiz yılın saha verileri bu ismin ne kadar isabetli olduğunu kanıtladı. Gezegenin yaşam destek ünitelerinden biri olan Antarktika buzulları, sanayi toplumlarının yarattığı atmosferik baskıya daha fazla direnemiyor. Önümüzdeki yüzyıl boyunca sahil şeritlerinin haritasını yeniden çizecek olan bu espectacular çözülme, uydular aracılığıyla anlık olarak izlenmeye devam edecek.
Kaynak: livescience.com The 'Doomsday Glacier' is poised to lose its ice shelf this year. An Antarctic researcher explains what that means for global sea levels
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Thwaites Buzulu için konulan bu "Kıyamet" teşhisi, ilk başlarda basının tık devşirmek için uydurduğu bir manşet gibi duruyordu ama British Antarctic Survey'den gelen son veriler durumun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Okyanusun derinliklerindeki sıcak su akıntıları, buzulun altındaki sahanlığı adeta bir kaynak makinesi gibi eritip bitirmiş. İşin en acı tarafı, Robert Larter'ın da belirttiği gibi, biz bugün karbon emisyonlarını sıfırlasak bile bu buzulun erimesini durduramayacak olmamızdır. Sistem bir kere o termal enerjiyi içine aldı ve o devasa takoz mekanizması kırıldı. İnsanlar "yılda 1 milimetre yükselmeden ne olur" diye düşünebilir; fakat bu işin şakası yok. O milimetreler birikip yarım metreye ulaştığında, fırtına kabarmalarıyla birlikte sahil şehirlerinin tüm altyapısı, kanalizasyon sistemleri, limanları felç olacak. Bu sadece bir çevre haberi değil, önümüzdeki yüzyılın en büyük göç ve ekonomi krizinin ayak sesleridir. Üstelik Thwaites tek başına da gitmeyecek; arkasındaki tüm Batı Antarktika buz örtüsünü tutan bir kilit taşı o. O kilit düştüğünde 3 metrelik bir deniz yükselmesinden bahsediliyor. Bizim jenerasyon belki tam çöküşü görmez ama çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın haritası fiziken değişmiş olacak. Doğa, kendisine yapılan karbon baskısının faturasını er ya da geç sahil şeritlerimizi geri alarak tahsil edecek, kaçış yok.