100 Yıllık Verem Aşısı Diyabet Tedavisinde Yeni Bir Kapı Aralıyor
Hızlı Erişim / İçindekiler
- Pankreasın Görünmez Savaşı: Tip 1 Diyabet
- Beş Yıllık Takip: Klinik Deneylerden Çıkan Şaşırtıcı Sonuçlar
- Yetişkinlerde Gizli Diyabet: LADA Üzerindeki Etkiler
- Hücrelerin Yakıt Ayarı: Aşı Vücutta Nasıl Bir Değişim Başlatıyor?
- Bilim Dünyasındaki Tartışmalar ve Büyük Engeller
Yüzyıllık bir tıbbi geçmişe sahip olan Bacillus Calmette-Guérin (BCG) yani bildiğimiz verem aşısı, tıp dünyasında uzun süredir devam eden büyük bir tartışmanın odağında yer alıyor. Genellikle çocukluk döneminde tüberkülozdan korunmak amacıyla uygulanan veya mesane kanseri tedavisinde bir immünoterapi yöntemi olarak kullanılan bu eski aşı, bu kez diyabet hastalarının hayatını kolaylaştırabilecek yeni bulgularla gündemde. Amerikan Diyabet Birliğinin New Orleans'ta düzenlenen yıllık toplantısında sunulan iki yeni klinik araştırma, BCG aşısının Tip 1 diyabet hastalarında insülin ihtiyacını azaltabileceğini ortaya koydu. Ancak bu iddialar, diyabet üzerine çalışan tıp camiasını ikiye bölmüş vaziyette.
Massachusetts Genel Hastanesinden Dr. Denise Faustman liderliğindeki bir ekibin yürüttüğü çalışmalar, aşının hastalığı tamamen ortadan kaldırmadığını fakat hastaların kan şekeri kontrolünü ciddi oranda iyileştirdiğini gösterdi. Çalışmanın başındaki isim olan Faustman, geçmişte kronik diyabet hastalarına boş umutlar vermekle suçlandığı için eleştirilerin odağındaydı. Yine de sunulan yeni faz 2 klinik deney verileri, aşının pankreastaki insülin üreten hücreleri koruma ve vücudun insülin direncini kırma konusunda kayda değer potansiyeller barındırdığını kanıtlar nitelikte. Küresel ölçekte milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren bu durum, geleneksel tedavi kalıplarının dışına çıkan yeni bir yaklaşımın kapısını aralayabilir.
Pankreasın Görünmez Savaşı: Tip 1 Diyabet
Tip 1 diyabet, vücudun kendi bağışıklık sisteminin kontrolden çıkarak pankreasta insülin üreten beta hücrelerine saldırması ve onları yok etmesiyle karakterize kronik bir otoimmün hastalıktır. Hastalar, kan şekerlerini dengede tutabilmek adına her gün defalarca parmaklarını delerek ölçüm yapmak ve her öğünden sonra hassas hesaplamalarla kendilerine insülin enjekte etmek zorundadır. Vücuda fazladan verilen insülin kan şekerinin ölümcül seviyelere düşmesine (hipoglisemi) yol açarak nöbetlere veya bayılmalara neden olabilirken; yetersiz doz ise uzun vadede böbreklere, gözlere, kalbe ve sinir sistemine kalıcı zararlar veriyor. Hastalığın erken evrelerinde az da olsa hayatta kalan beta hücreleri, zamanla tamamen yok olduğu için süreci tersine çevirmek tıp dünyasının en büyük zorluklarından biri kabul ediliyor.
İşte bu aşamada sağlık haberleri gündemine bomba gibi düşen BCG aşısı devreye giriyor. Araştırmaya dahil olmayan uzmanlardan endokrinolog Dr. Gillian Goddard, yeni verilerin aşının hem yetişkinlikte hem de çocuklukta başlayan Tip 1 diyabet hastalarında insülin direncini azaltabileceğini ve dışarıdan gereken insülin miktarını düşürebileceğini gösterdiğini belirtiyor. Goddard'a göre, her ne kadar bu çalışmalar henüz ikinci fazda olsa ve daha büyük gruplarda test edilmesi gerekse de, elimizdeki tedavi cephaneliğine eklenecek ucuz ve erişilebilir bir araç olma ihtimali oldukça yüksek.
Beş Yıllık Takip: Klinik Deneylerden Çıkan Şaşırtıcı Sonuçlar
Klinik denemeler kapsamında araştırmacılar, beş yıllık bir süre zarfında iki farklı diyabet hastası grubuna toplam altı doz BCG aşısı uygulayarak etkileri yakından takip etti. Çocukluk çağında teşhis konmuş 34 yetişkin diyabet hastasına aşı yapılırken, 24 kişilik kontrol grubuna ise plasebo (etkisiz sıvı) enjekte edildi. Beş yılın sonunda yapılan değerlendirmelerde, aşılanan gruptaki hastaların kan şekeri seviyelerinde bariz bir düzelme ve günlük insülin dozlarında net bir azalma saptandı.
Bu başarı, hastaların son iki üç aylık ortalama kan şekeri seviyesini gösteren Hemoglobin A1C (HbA1c) testleriyle de tescillendi. Aşılanan grubun başlangıçta %7,84 olan HbA1c ortalaması, beş yıl sonra %7,30 seviyesine kadar geriledi. Tıp literatüründe bu testteki %0,5'lik bir düşüş bile, yeni bir ilacın onay alabilmesi için klinik açıdan tek başına yeterli bir başarı kriteri sayılıyor. Üstelik aşılanan hastalar, gün boyunca sağlıklı kan şekeri aralığında plasebo grubuna göre %183 daha fazla zaman geçirdiler ve bu süreçte ani kan şekeri düşmesi gibi tehlikeli yan etkilerle de karşılaşmadılar.
Yetişkinlerde Gizli Diyabet: LADA Üzerindeki Etkiler
İkinci klinik deney ise tıp dünyasında "Tip 1.5 diyabet" olarak da adlandırılan, yetişkinlerde görülen Latent Otoimmün Diyabet (LADA) hastalarına odaklandı. Bu hastalık, obezite veya yaşam tarzıyla bağdaştırılan Tip 2 diyabetten farklı olarak, tıpkı Tip 1 gibi tamamen bağışıklık sisteminin hatasından kaynaklanıyor. Deneyde 68 LADA hastasına aşı, 27 hastaya ise plasebo uygulandı. Beş yılın sonunda BCG aşısı kan şekeri rakamlarını doğrudan düşürmese de, hastalığın ilerleme hızını dramatik biçimde yavaşlatmayı başardı.
Pankreastan insülinle eş zamanlı olarak salgılanan C-peptid proteini seviyeleri ölçüldüğünde, aşılanan hastaların kendi insülin üretim kapasitelerini korudukları, hatta bazı vakalarda bu üretimin kısmen geri kazandığı görüldü. Plasebo verilen hastalar beş yılın sonunda %22 daha fazla insüline ihtiyaç duyarken, aşılanan grupta insülin ihtiyacı sabit kaldı veya azaldı. Dr. Faustman, aşılanan LADA hastalarının kanında, insülin üreten hücrelere saldıran iki temel antikorun seviyesinin düştüğünü, bunun da aşının hücreleri bağışıklık sisteminin gazabından koruduğuna dair en net kanıt olduğunu ifade ediyor.
Hücrelerin Yakıt Ayarı: Aşı Vücutta Nasıl Bir Değişim Başlatıyor?
Peki, bir tüberküloz aşısı pankreasla doğrudan ilgisi olmayan bağışıklık hücrelerini nasıl etkiliyor? Araştırma ekibinin tezine göre, çocukluk çağında diyabete yakalanan ve pankreasında hiç insülin hücresi kalmayan hastalarda farklı bir mekanizma işliyor. Kontrolsüz diyabet, vücut hücrelerini enerji üretmek için şeker yerine yağ yakmaya zorlar. Ekibin daha önce yaptığı çalışmalara göre BCG aşısı, bağışıklık sisteminin düzenleyici T hücrelerini (Treg) adeta yeniden programlayarak onları yağ yakma modundan şeker yakma moduna geçiriyor.
Bu şekilde yeniden ayarlanan bağışıklık hücreleri, kandaki fazla şekeri adeta bir sünger gibi emmeye başlıyor. İşin en güvenli yanı ise bu hücrelerin kan şekeri normal seviyeye indiği anda şeker tüketmeyi bırakmasıdır. Bu hücresel yakıt değişimi sayesinde, diyabet hastalarının en büyük korkusu olan ve hayati tehlike yaratan ani kan şekeri çakılmalarının da önüne geçilmiş oluyor. Mevcut FDA onaylı diğer diyabet ilaçları sadece hastalığın en erken evrelerinde işe yararken, BCG aşısı yıllardır dışarıdan insüline bağımlı yaşayan kronik hastalarda bile etki gösterebilme potansiyeliyle ayrışıyor.
Bilim Dünyasındaki Tartışmalar ve Büyük Engeller
Tüm bu olumlu verilere rağmen tıp camiasının tamamı ikna olmuş değil. Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesinden endokrinolog Dr. John Buse, bu tarz küçük çaplı deneylerde elde edilen başarıların, binlerce kişinin katılacağı devasa klinik testlerde genellikle hüsranla sonuçlandığını hatırlatıyor. Diyabet araştırmaları tarihinin büyük umutlarla başlayıp başarısızlıkla biten yüzlerce projeyle dolu olduğunu vurgulayan Buse, kesin bir kanıt sunabilmek için devasa bütçeli araştırma programlarına ihtiyaç duyulduğunu ve finansörlerin bu eski aşıya yatırım yapıp yapmama konusunda temkinli davrandıklarını ifade ediyor.
Dr. Faustman ve ekibi ise şu ana kadar 350'den fazla yetişkini sekiz yıla varan sürelerle takip etmeyi başardı. Şu anda 250 çocuğun dahil edildiği yeni bir klinik deneme de aktif olarak sürdürülüyor. Bu ucuz, güvenli ve etkisi uzun yıllar devam eden eski aşının, diyabetin tüm evrelerinde işe yarayıp yaramayacağı önümüzdeki yıllarda netleşecek. Gelecekte diyabet tedavisinin tek bir mucize ilaçla değil, vücudu farklı cephelerden destekleyen kombine yöntemlerle yapılacağı düşünüldüğünde, yüzyıllık verem aşısının bu büyük mücadelede beklenmedik bir müttefik olarak yerini alması şaşırtıcı olmayacaktır.
Kaynak: livescience.com Century-old tuberculosis vaccine could help treat diabetes, trials hint. How?
BilimBox Yorumu: Tıp tarihi, bir hastalık için geliştirilen bir çarenin tamamen alakasız başka bir ölümcül dertte devrim yarattığı örneklerle doludur. Yüzyıllık BCG aşısının Tip 1 diyabet ve LADA hastalarında gösterdiği bu metabolik etkiler, modern tıbbın insan vücudundaki sistemler arası bağları henüz tamamen çözemediğinin en güzel kanıtı. Biz yıllarca diyabeti sadece pankreas ve insülin eksikliği üzerinden okuduk; oysa bağışıklık hücrelerinin yakıt tüketim alışparışını değiştirerek kan şekerini regüle etmek, tamamen sıra dışı ve ezber dışı bir ufuk açıyor. Endüstriyel ilaç devlerinin, patenti çoktan düşmüş ve neredeyse bedava denebilecek kadar ucuz olan bu aşıya büyük bütçeli AR-GE yatırımları yapmak istememesi anlaşılabilir bir finansal refleks. Fakat milyarlarca dolarlık insülin pazarının karşısına, altı dozla uzun süreli konfor sağlayan yüz yıllık bir verem aşısıyla çıkma fikri bile tek başına devrimseldir. Eğer devam eden çocuk deneyleri de başarıyla sonuçlanırsa, diyabet yönetiminde maliyetleri düşüren ve hasta konforunu zirveye çıkaran yepyeni bir halk sağlığı dönemi başlayabilir. Gözümüzün önündeki eski çözümler, bazen geleceğin en büyük tıbbi başarılarına dönüşebilir.
Bu makale güvenilir kaynaklardan yapay zeka yardımıyla çevrilmiş ve Gökhan Yalta tarafından kontrol edilip düzenlenerek yayına alınmıştır. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.