Yemek Yerken Kalbi Duran Hastalara Umut Veren Yeni Tedavi

📅 13.06.2026 09:25 | ⏱️ 7 dk okuma | 🔥 9 okunma | ✍️ Editör: Gökhan Yalta
Yemek Yerken Kalbi Duran Hastalara Umut Veren Yeni Tedavi

Hızlı Erişim / İçindekiler

Birçok insan için yemek yemek günlük yaşamın sıradan bir parçası. Ancak bazı kişiler için bu basit eylem ciddi bir sağlık sorununu tetikleyebiliyor. İngiltere'de yaşayan Sarah Hall, yıllarca her öğünde aynı korkuyla karşı karşıya kaldı. Çünkü yutkunma hareketi, kalbinin birkaç saniyeliğine tamamen durmasına neden oluyordu. Gün içinde 12 defaya kadar tekrarlayabilen bu durum sık sık bayılmasına yol açıyor, araç kullanmasını ve çalışmasını engelliyordu.

Hall'un yaşadığı rahatsızlık son derece nadir görülen kardiyoinhibitör senkop olarak biliniyor. Uzun süre etkili bir tedavi bulunamayan bu hastalıkta kalp, aşırı sinir sinyalleri nedeniyle geçici olarak atmayı bırakıyor. Şimdi ise Londra'da yürütülen çalışmalar, bu hastalar için kalıcı olabilecek yeni bir seçeneğin kapısını aralıyor. Sonuçlar henüz erken aşamada olsa da elde edilen veriler kardiyoloji dünyasında dikkat çekmiş durumda.

Kardiyoinhibitör Senkop Nedir?

Senkop, halk arasında bayılma olarak bilinen geçici bilinç kaybının tıbbi adı. Yaşamının herhangi bir döneminde insanların önemli bir bölümü en az bir kez bayılma deneyimi yaşayabiliyor. Çoğu vakada neden, tansiyonun kısa süreli düşmesi ve beynin yeterince kan alamaması.

Kardiyoinhibitör senkop ise bundan farklı işliyor. Bu hastalarda sorun yalnızca kan basıncındaki değişim değil. Kalp ritmini yöneten sistem, aşırı sinir uyarıları nedeniyle birkaç saniyeliğine devre dışı kalıyor. Sonuç olarak kalp atımı tamamen durabiliyor. Bu duraklama çoğu zaman birkaç saniye sürse de kişinin aniden bilincini kaybetmesine neden olabiliyor.

Rahatsızlık genellikle ölümcül kabul edilmese de yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiliyor. Hastalar bir sonraki bayılma atağının ne zaman geleceğini bilemediği için sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor, araç kullanmayı bırakabiliyor ve çalışma hayatında zorluk yaşayabiliyor.

Üstelik tetikleyiciler kişiden kişiye değişebiliyor. Bazı hastalarda yutkunma hareketi yeterli olurken, bazılarında ani karın ağrısı veya farklı fiziksel uyaranlar aynı sonucu doğurabiliyor.

Vagus Siniri Kalbi Neden Durduruyor?

Bu hastalığın merkezinde otonom sinir sistemi bulunuyor. Otonom sistem, nefes alma, sindirim, uyku ve kalp ritmi gibi bilinçli olarak kontrol etmediğimiz süreçleri yönetiyor.

Sistemin en önemli bileşenlerinden biri vagus siniri. Beyin sapından çıkan bu sinir göğüs ve karın bölgesindeki pek çok organa ulaşıyor. Yutkunma sırasında boğazda meydana gelen değişikliklerden sindirim sistemindeki hareketlere kadar birçok bilgiyi beyne taşıyor.

Normal şartlarda vagus siniri kalp hızını düzenlemeye yardımcı olur. Ancak kardiyoinhibitör senkop hastalarında sinyal gücü olması gerekenden çok daha yüksek seviyelere çıkıyor. Araştırmayı yöneten kardiyolog Boon Lim, bu durumu bazı kış uykusuna yatan memelilerde görülen biyolojik tepkiye benzetiyor.

Kalbin yüzeyinde bulunan ve ganglionlu pleksuslar adı verilen sinir ağları, vagus sinirinden gelen mesajları alıyor. Aşırı güçlü sinyaller bu ağlar üzerinden kalbin doğal ritim sistemine ulaştığında kısa süreli bir elektriksel kesinti meydana geliyor. İşte bu sırada kalp birkaç saniyeliğine duruyor.

Bilim insanları genetik faktörlerin de bu süreçte önemli rol oynadığını düşünüyor. Tedavi için başvuran senkop hastalarının yalnızca küçük bir kısmında bu özel tablo görülüyor.

Kardiyonöroablasyon Nasıl Uygulanıyor?

Yıllar boyunca bu hastalar için en etkili seçenek kalp piliydi. Kalp pili, kalbin durduğu anlarda elektriksel uyarı vererek ritmin devam etmesini sağlıyor. Ancak pil ömürlerinin sınırlı olması ve belirli aralıklarla değiştirilmesi gerekliliği önemli dezavantajlar oluşturuyor.

Özellikle genç yaşta kalp pili takılan kişilerde yıllar içinde tekrar operasyon ihtiyacı ortaya çıkabiliyor. Her pil değişimi ek riskler ve enfeksiyon olasılığı anlamına geliyor.

Yeni çalışmada değerlendirilen kardiyonöroablasyon yöntemi ise farklı bir yaklaşım sunuyor. İşlem sırasında doktorlar ince bir kateteri damarlar aracılığıyla kalbe kadar ilerletiyor. Daha sonra kalbin yüzeyindeki ganglionlu pleksuslar hedef alınıyor.

Kateter yardımıyla verilen radyo frekans enerjisi, aşırı sinyal iletimine neden olan sinir dokularının bir bölümünü etkisiz hale getiriyor. Böylece kalbin doğal ritim merkezi üzerindeki baskı azalıyor ve duraklamaların önüne geçilmesi hedefleniyor.

İşlem invaziv kabul edilse de sürekli pil değişimi gerektirmemesi nedeniyle birçok hasta açısından cazip bir alternatif olarak değerlendiriliyor.

Araştırmada Elde Edilen Sonuçlar

Imperial College London ekibi tarafından gerçekleştirilen çalışmada 2013 ile 2023 yılları arasında 25 hasta kardiyonöroablasyon yöntemiyle tedavi edildi. Araştırmacıların aktardığı verilere göre hastalar işlem sonrasındaki bir yıl içinde ortalama olarak birden daha az bayılma atağı yaşadı.

Bu sonuçlar günlük yaşam üzerinde belirgin bir değişim yarattı. Daha önce sık sık bayılan birçok hasta yeniden araç kullanmaya başladı, iş hayatına döndü ve sosyal faaliyetlere katılabildi.

Araştırmada üç hastanın ek müdahaleye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Bunun nedeni bazı vakalarda sinir ağlarının zamanla yeniden gelişebilmesi. Buna rağmen genel tablo, yöntemin önemli bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları şimdiye kadar toplam 52 hastaya kardiyonöroablasyon uyguladı. Ancak uzmanlar mevcut verilerin henüz hakem değerlendirmesinden geçmediğini ve daha geniş hasta gruplarıyla uzun süreli takip çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Yine de elde edilen ilk sonuçlar, yıllardır etkili çözüm arayan hastalar için dikkat çekici bir gelişme niteliğinde. Özellikle genç yaşta kalp pili kullanımından kaçınmak isteyen kişiler açısından yeni bir tedavi kapısı açılmış olabilir.

Bu çalışma aynı zamanda sağlık haberleri içerisinde son yılların en ilgi çekici sinir sistemi-kalp ilişkisi araştırmalarından biri olarak öne çıkıyor. İnsan vücudundaki küçük bir sinir ağının yaşam kalitesini ne kadar derinden etkileyebildiğini göstermesi bakımından da ayrı bir önem taşıyor.

Kaynak: livescience.com These patients' hearts stopped a dozen times a day. An innovative procedure has transformed their lives.

BilimBox Yorumu: Kalp hastalıkları denildiğinde çoğu kişinin aklına damar tıkanıklıkları veya ritim bozuklukları gelir. Oysa bu araştırma, sorunun bazen doğrudan kalpte değil sinir sisteminde başlayabileceğini gösteriyor. Kardiyonöroablasyonun dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor. Tedavi, sonucu değil kaynağı hedef alıyor. Kalbi sürekli desteklemek yerine kalbi yanlış yönlendiren sinir sinyallerini azaltmaya çalışıyor. Elbette mevcut veriler henüz sınırlı ve uzun vadeli sonuçların netleşmesi zaman alacak. Buna rağmen yıllarca her öğünü korkuyla geçirmek zorunda kalan insanların yeniden normal yaşama dönebilmesi küçümsenecek bir gelişme değil. Önümüzdeki yıllarda yapılacak geniş kapsamlı çalışmalar olumlu sonuç verirse, kardiyoloji alanında bazı hasta grupları için kalp piline olan bağımlılığın azalması mümkün olabilir.

İlginizi Çekebilir

← Anasayfaya Dön