Roma Surlarının Ardında Gizli Kalmış İmparatorluk Villası Kaçak Kazıyla Ortaya Çıktı
Hızlı Erişim / İçindekiler
- Castel di Guido Bölgesindeki Kaçak Kazı ve Acil Müdahale
- Roma Aristokrasisinin İzleri: Freskler, Mozaikler ve İmpluvium
- Antoninler Hanedanı, Lorium Bölgesi ve Mitolojik Keşifler
İtalya'nın başkenti Roma'nın çeperleri, binlerce yıllık bir tarihin üzerinde yükseldiğini bir kez daha kanıtladı. Kent merkezinin batısında yer alan kırsal bir bölgede gerçekleştirilen yasa dışı kazılar, arkeoloji dünyasının daha önce varlığından haberdar olmadığı, Roma İmparatorluğu'nun en ihtişamlı dönemlerine ışık tutacak muazzam bir malikanenin kalıntılarını gün yüzüne çıkardı. İlk belirlemelere göre milattan sonra birinci yüzyılda inşa edilen ve üçüncü yüzyıla kadar aktif olarak kullanılan bu yapı, dönemin elit tabakasının sosyal statüsünü yansıtan göz alıcı dekorasyon unsurları barındırıyor. Roma Özel Müfettişliği arkeologları tarafından yürütülen acil kurtarma çalışmaları, antik dönemin güçlü hanedanlarına uzanan önemli ipuçları sunmaya başladı.
Castel di Guido Bölgesindeki Kaçak Kazı ve Acil Müdahale
Keşif süreci, Roma surlarının yaklaşık 19 kilometre batısında yer alan modern Castel di Guido köyündeki devlet arazisinde şüpheli faaliyetlerin fark edilmesiyle başladı. Geçtiğimiz şubat ayında yerel güvenlik güçlerine gelen ihbarlar, kimliği belirsiz kişilerin iş makineleri kullanarak sahada yasa dışı hafriyat yaptığını ortaya koydu. Kepçelerle derin kesiklerin açıldığı ve devasa toprak yığınlarının bırakıldığı alana İtalya Kültür Bakanlığına bağlı uzmanlar hızla müdahale etti. Arkeolog Alessia Contino liderliğindeki ekip, iş makinelerinin yarattığı tahribatı durdurmak ve mevcut mimari dokuyu stabilize etmek amacıyla geniş kapsamlı bir kurtarma kazısı başlattı.
Yapılan hızlı ve stratejik müdahale sayesinde, antik dönemde "Lorium" olarak adlandırılan bölgenin sınırları içinde yer alan ve imparatorluk dönemine tarihlenen devasa bir villanın varlığı tescillendi. Arkeolojik gelişmeler açısından büyük heyecan yaratan bu kurtarma operasyonunda, kaçak kazıların tahrip ettiği alanların hemen altında bozulmamış odalar, taban döşemeleri ve beyaz mermerden yontulmuş nitelikli bir heykel bulundu. Uzmanlar, yapının sadece lüks bir konut olmadığını, çevresindeki geniş tarım arazilerini de yöneten büyük bir kırsal malikane kompleksi (villa rustica) olduğunu belirtiyor. Sahada yürütülen temizlik ve belgeleme çalışmaları, iş makinelerinin yıkımına rağmen antik mühendisliğin ve sanatın ne denli sağlam ayakta kalabildiğini gösterdi.
Roma Aristokrasisinin İzleri: Freskler, Mozaikler ve İmpluvium
Malikanenin girişinde, antik Roma mimarisinin en karakteristik ögelerinden biri olan geniş bir atrium alanı yer alıyor. Bu salonun tam merkezinde, çatıdaki açıklıktan akan yağmur sularını toplamak amacıyla inşa edilmiş mermerden bir havuz, yani "impluvium" bulunuyor. İmpluviumun çevresini saran taban döşemesi, siyah ve beyaz taşların yan yana getirilmesiyle oluşturulmuş, bitkisel motifler ve geometrik şeritlerle bezeli mozaiklerle kaplanmış durumdadır. Ana salonun arka duvarında yaklaşık 1,5 metrelik kısmı korunmuş olan duvar resmi (fresk) ise kırmızı rengin baskın olduğu çok renkli panellerden oluşuyor. Bu panellerin üzerinde insan figürleri ve stilize edilmiş bitki tasvirleri seçilebiliyor.
Bu merkezî salonun etrafına dizilmiş dört küçük odadan üçünde taban mozaikleri neredeyse tamamen korunmuş halde günümüze ulaştı. Odalardan birinde Yunan anahtarı (meander) tasarımıyla bezenmiş dokuz adet siyah-beyaz geometrik panel yer alırken, diğer odada beyaz zemin üzerine yerleştirilmiş siyah sekizgenler, üçüncüsünde ise düzenli siyah dikdörtgen motifleri dikkat çekiyor. Mozaiklerin işçilik kalitesi ve kullanılan malzemenin niteliği, buranın sıradan bir çiftlik evi olmadığını, Roma senatör sınıfına veya doğrudan hanedan üyelerine hizmet eden üst düzey bir rezidans olduğunu doğruluyor. Arkeologlar, taban mozaiklerinin üzerindeki bezemelerin karmaşıklığını dönemin en zengin mülkleriyle eşdeğer görüyor.
Antoninler Hanedanı, Lorium Bölgesi ve Mitolojik Keşifler
Malikanenin konumlandığı Lorium bölgesi, antik tarih kaynaklarında Roma'nın en güçlü imparatorlarının sıkça ziyaret ettiği, saraylar inşa ettirdiği prestijli bir yerleşim yeri olarak geçiyor. İmparator Hadrianus, evlatlık oğlu ve halefi Antoninus Pius ile onun da evlatlığı olan Marcus Aurelius'un bu bölgede yoğun mülkleri olduğu biliniyor. Özellikle MS 138-161 yılları arasında hüküm süren Antoninus Pius'un çocukluğunu burada geçirdiği, burada bir imparatorluk sarayı yaptırdığı ve 74 yaşında yine burada hayata gözlerini yumduğu belgelidir. Dolayısıyla, Castel di Guido'da yeni bulunan bu yapının, Antoninler imparatorluk ailesinin fertlerine veya onlarla yakın akrabalık bağları bulunan Aurelii ya da Arrii gibi aristokrat ailelere ait olma ihtimali son derece yüksek kabul ediliyor.
Bu iddiayı güçlendiren en önemli buluntulardan biri de impluvium havuzunun içinde parçalanmış halde keşfedilen, yaklaşık 80 santimetre boyundaki mermer heykel oldu. Kısa bir tunik giymiş, sakallı bir erkeği tasvir eden ve elindeki sepette kuşlar ile meyveler taşıyan bu heykelin, Roma mitolojisinde ormanların, ekilmemiş arazilerin ve evcil hayvan sürülerinin koruyucusu olan tanrı Silvanus'u temsil ettiği anlaşıldı. Şarap ve esrime tanrısı Bacchus'un da yoldaşı olan Silvanus'a ait bu heykel, villanın hem kırsal üretim kimliğiyle hem de lüks bağlamıyla kusursuz bir uyum sergiliyor. Alessia Contino, bu yapının Lorium bölgesinin tarihsel yapısını anlamak için eksik bir puzzle parçasını tamamladığını ve bölgenin koruma statüsünün yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kaynak: livescience.com Lavish Roman villa discovered outside Rome's walls may have been frequented by Hadrian and Marcus Aurelius
BilimBox Yorumu: Define avcılarının ve yasa dışı kazıların kültürel mirasa verdiği zararı sıkça duyuyoruz, ancak bu seferki örnek okyanus ötesinden bir ders niteliğinde karşımıza çıkıyor. Bir iş makinesinin fütursuzca toprağa daldığı noktada, Antoninler hanedanının ayak izlerinin çıkması, Roma kırsalının ne denli yoğun bir tarihi katman barındırdığının göstergesidir. İmpluvium havuzunda bulunan Silvanus heykeli, Roma seçkinlerinin doğaya ve tarımsal zenginliğe verdiği mistik değeri simgelemesi açısından muazzam bir veri sunuyor. Geometrik mozaiklerin niteliği, Roma'nın çeperlerindeki ekonomik gücün ve sanatsal üretimin sadece kent merkeziyle sınırlı kalmadığını, taşraya da en lüks haliyle taşındığını kanıtlıyor. Bu kurtarma kazısı, antik Lorium bölgesinin topografyasını yeniden şekillendirecek ve belki de imparatorluk konutlarının yerleşim stratejilerine dair bildiklerimizi güncelleyecektir. Tarihi mirasın korunmasında yerel halkın ve kolluk kuvvetlerinin hızlı refleksinin ne kadar hayati olduğunu bu keşif vesilesiyle bir kez daha idrak ediyoruz.