Mısırın Getirdiği Gizli Tehlike: Pellagra Salgınının Tarihi
Hızlı Erişim / İçindekiler
- Mısırın Avrupa Yolculuğu
- Dört D Kuralı ve Belirtiler
- Joseph Goldberger ve Çözüm
- Niktamalizasyon Sırrı
Christopher Columbus dönüşünde yeni dünyadan getirilen ürünleri Avrupa topraklarına aktardığında tarımsal döngü tamamen değişti. Bu ürünler arasında yer alan mısır, verimsiz topraklarda bile hızla büyümesiyle tarım ekonomisini sarstı. Kuzey İtalya, İspanya ve Fransa gibi bölgelerdeki köylü halklar, kısa sürede bu yeni ürünü temel besin kaynağı haline getirdi. Azcık toprak parçasında yüksek kalori sağlayan bu bitki ilk başta mükemmel görünüyordu. Ancak asırlar süren bir felaketin tohumları çoktan ekilmişti çünkü bilinmeyen bir eksiklik insanları ölüme sürüklemeye başladı.
Mısırın Avrupa Yolculuğu
Yeni dünyadan gelen bu bitki Avrupa çiftçileri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Buğdaya göre çok daha hızlı yetisen ve dönüm başına daha fazla ürün veren mısır, kısa sürede fakir hanelerin ana gıdası oldu. Fakat bu durum çok ciddi bir beslenme dengesizliğini de beraberinde getirdi. Beslenme düzeni tamamen mısıra dayanan insanlar, daha önce tıbbi kayıtlarda hiç rastlanmayan gizli bir hastalıkla karşılaştı. Güneş ışığına maruz kalan ciltleri çatlıyor, pul pul dökülüyor ve şiddetli yaralara dönüşüyordu. Toplumlar bu durumun nedenini çözmekte tamamen aciz kaldı.
Dört D Kuralı ve Belirtiler
Hastalığın adı 1771 yılında İtalyan hekim Francesco Frapolli tarafından pellagra olarak konuldu. İspanyol doktor Don Gaspar Casal ise durumu daha önce mal de la rosa adıyla tanımlamıştı. Tıp dilinde dört D harfiyle anılan bu sendrom dermatit, diyare, deman ve ölüm aşamalarından oluşuyordu. Ciltteki özellikle boyun çevresindeki belirgin kuşaklar Casal kolyesi olarak tıp literatürüne geçti. Sindirim sisteminin çökmesiyle başlayan süreç akıl sağlığının bozulmasıyla devam etti. Depresyon ve şiddetli psikotik nöbetler geçiren hastalar tedavi edilemediği takdirde hayatını kaybetti. İtalya, Romanya, Mısır ve Amerika'da yüzbinlerce insan bu yüzden hayatını kaybetti.
Joseph Goldberger ve Çözüm
Salgının yayıldığı dönemde doktorlar bunun bulaşıcı bir hastalık olduğunu veya bozulmuş mısırdan kaynaklanan bir toksin olduğunu sandı. Ancak Amerikan halk sağlığı araştırmacısı Joseph Goldberger gerçeği ortaya çıkardı. Yetimhanelerde ve akıl hastanelerinde çalışanların farklı beslendiği için hastalığa yakalanmadığını fark eden araştırmacı, durumun bulaşıcı olmadığını kanıtladı. Mahkumlara sadece mısır vererek hastalığı tetikledi ve daha sonra dengeli beslenmeyle iyileştirdi. Yıllar sonra 1937 yılında niasin yani B3 vitamini eksikliği olduğu kesin olarak anlaşıldı.
Niktamalizasyon Sırrı
En ilginç nokta ise Amerika yerlilerinin bin yıllardır bu hastalıktan korunma yolunu bilmesiydi. Mezoamerika halkı mısırı odun külü veya sökülmüş kireç içeren alkali suda bekletiyordu. Niktamalizasyon adı verilen bu yöntem mısırın dış kabuğunu kırıyor ve bağırsakların ememediği niasini serbest bırakıyordu. Avrupalılar ise bu hazırlık yöntemini öğrenmeden tahılı doğrudan un haline getirip tüketti. Yüzlerce yıl boyunca binlerce insan sadece bu küçük mutfak sırrının bilinmemesi yüzünden hayatını kaybetti.
Kaynak: Journal of the Royal Society of Medicine Joseph Goldberger's Research on the Prevention of Pellagra
BilimBox Yorumu: Gıda tarihinin en büyük derslerinden biri, yerli halkların kuşaklar boyu deneme yanılmayla bulduğu mutfak tekniklerinin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor. Avrupalıların yeni dünyadan sadece ürünü alıp hazırlık kültürünü dışlaması, yüz binlerce insanın önlenebilir bir eksiklik yüzünden hayatını kaybetmesine yol açtı. Biyolojik gerçeklerin ve geleneksel yöntemlerin doğası, modern bilimin bazen geçmişteki pratiklerde saklı olan cevapları ne kadar geç keşfettiğini net bir şekilde gösteriyor.