Bilim İnsanları Açıkladı: İnsanlar Genetik Olarak Kedilere mi Yoksa Köpeklere mi Daha Yakın?
Kediler ve köpekler insan yaşamının vazgeçilmez parçaları haline gelmiş durumda. Dünyadaki evcil hayvan sahipliğinin yaklaşık üçte ikisini oluşturan bu iki tür, yalnızca evleri değil sosyal yaşamı ve modern kültürü de şekillendiriyor. Ancak bilim dünyasında uzun süredir merak edilen ilginç bir soru bulunuyor: İnsanlar genetik ve evrimsel açıdan kedilere mi yoksa köpeklere mi daha yakın?
İlk bakışta cevap basit gibi görünse de araştırmacılara göre durum oldukça karmaşık. Çünkü bu sorunun yanıtı, konuya evrimsel açıdan mı yoksa genetik yapı bakımından mı yaklaşıldığına göre değişiyor.
Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden evrimsel biyoloji uzmanı Profesör Mark Springer’a göre insanlar, evrimsel açıdan kedilere ve köpeklere eşit uzaklıkta bulunuyor. Bunun nedeni ise her üç türün de memeli olmasına rağmen farklı evrimsel dallarda gelişmiş olması.
İnsanlar, Kediler ve Köpekler Aynı Atadan mı Geliyor?
Bilim insanlarının oluşturduğu memeli soy ağacına göre kediler ve köpekler “Carnivora” yani etçiller takımında yer alırken, insanlar primatlar sınıfına ait bulunuyor.
Uzmanlara göre primatlar ile etçillerin ortak atası yaklaşık 90 ila 95 milyon yıl önce yaşamıştı. Yani insanlar ile kediler ve köpekler o dönemde birbirinden ayrılan farklı evrimsel kollara yöneldi.
İlginç olan ise kediler ile köpeklerin birbirinden çok daha sonra ayrılmış olması. Araştırmalara göre bu iki tür yaklaşık 55 milyon yıl önce farklı evrimsel yollara geçti.
Bu nedenle evrimsel açıdan bakıldığında insanlar hem kedilere hem de köpeklere benzer uzaklıkta kabul ediliyor.
Profesör Springer’a göre köpekler ve kediler; atlar, balinalar, yarasalar, pangolinler ve köstebekler gibi birçok memeliyle insanlardan daha yakın akraba sayılıyor. İnsanlar ise uçan lemurlar, ağaç sivrifareleri, tavşanlar, fareler ve kemirgenlerle kedilerden ve köpeklerden daha yakın bağlantıya sahip.
Genetik Açıdan Şaşırtan Sonuç: Kediler Daha Yakın
Ancak iş genetik organizasyona geldiğinde tablo değişiyor.
Texas A&M Üniversitesi’nden karşılaştırmalı genom uzmanı Profesör William Murphy’ye göre DNA dizilerindeki genel değişim oranına bakıldığında insanlar kedilere ve köpeklere yaklaşık eşit derecede yakın görünüyor.
Fakat bilim insanları yalnızca DNA’nın içeriğine değil, kromozomlar üzerindeki düzenleniş biçimine de bakıyor. İşte asıl fark burada ortaya çıkıyor.
Araştırmalara göre köpeklerin ataları milyonlarca yıl boyunca çok yoğun kromozom yeniden düzenlemeleri geçirdi. Bu süreçte genlerin dizilişi ciddi şekilde değişti.
Kediler ise genom organizasyonunu insanlara çok daha yakın şekilde korudu.
Profesör Murphy bu durumu şöyle açıklıyor:
“Genlerin kromozomlar üzerindeki dizilişi açısından insanlar ve kediler birbirine, insanların köpeklere olduğundan yaklaşık iki kat daha fazla benziyor.”
Bu sonuç bilim dünyasında oldukça dikkat çekici kabul ediliyor. Çünkü genlerin yalnızca varlığı değil, hangi sırayla organize edildiği de hücrelerin nasıl çalıştığını belirliyor.
Kediler İnsan Hastalıklarını Anlamada Neden Önemli?
Bilim insanlarına göre DNA organizasyonundaki bu benzerlik, kedileri insan hastalıklarını araştırmak için önemli bir model haline getiriyor.
Özellikle genlerin açılıp kapanma mekanizmaları yani gen düzenleme süreçleri kedilerde insanlara daha yakın davranış gösterebiliyor.
Bu durum bazı genetik hastalık araştırmalarında büyük avantaj sağlıyor.
Örneğin polikistik böbrek hastalığı hem insanlarda hem kedilerde görülüyor. Kediler üzerinde geliştirilen tedaviler gelecekte insan tedavilerine ışık tutabilir.
Araştırmalar ayrıca kedilerin kanser genleri açısından da insanlarla dikkat çekici benzerlik taşıdığını ortaya koyuyor.
Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, kedilerdeki kanserle ilişkili genlerin sayı ve çeşitlilik bakımından insanlarla oldukça benzer olduğu bulundu.
Özellikle FBXW7 adlı gen büyük dikkat çekti. Araştırmaya göre bu gen, incelenen kedi meme tümörlerinin yarısından fazlasında mutasyona uğramıştı. İnsanlarda ise aynı genin bozulması meme kanserinde daha kötü sonuçlarla ilişkilendiriliyor.
Köpekler de Tıpta Büyük Rol Oynuyor
Bununla birlikte bilim insanları köpeklerin önemini küçümsemiyor. Köpekler hâlâ Alzheimer hastalığı, epilepsi, kalp hastalıkları ve göz rahatsızlıkları gibi birçok insan hastalığının araştırılmasında aktif olarak kullanılıyor.
Aslında bugüne kadar köpekler üzerinde kedilerden çok daha fazla araştırma yapılmış durumda. Bunun nedenlerinden biri köpek genomunun daha erken çözülebilmiş olması.
Ayrıca bilim dünyasında uzun yıllar boyunca kedilerin araştırma ortamlarında daha “iş birliğine kapalı” canlılar olduğu düşünülüyordu. Bu tarihsel önyargı da araştırmaların yönünü etkiledi.
Evrim mi Genetik mi?
Sonuç olarak uzmanlara göre sorunun cevabı bakış açısına göre değişiyor.
Evrimsel açıdan insanlar kedilere ve köpeklere eşit derecede uzak kabul ediliyor. Çünkü her iki tür de yaklaşık aynı dönemde insanlarla ortak atadan ayrıldı.
Ancak genetik organizasyon ve kromozom yapısı açısından bakıldığında insanlar kedilere belirgin biçimde daha yakın görünüyor.
Bu durum yalnızca ilginç bir biyolojik bilgi değil, aynı zamanda gelecekte genetik hastalıkların, kanserin ve yaşlanma süreçlerinin araştırılmasında kedilerin çok daha önemli bir rol üstlenebileceğini gösteriyor.
Gökhan Yalta’nın Yorumu
Bu araştırma ilk bakışta eğlenceli bir “kedi mi köpek mi?” tartışması gibi görünse de aslında modern genetik açısından oldukça önemli sonuçlar taşıyor. Çünkü artık biyolojide yalnızca DNA’nın içeriği değil, genlerin nasıl organize edildiği de kritik kabul ediliyor.
Kedilerin genom yapısının insanlara daha yakın olması, gelecekte kanser araştırmaları ve genetik tedavilerde onların çok daha önemli hale gelmesine neden olabilir. Özellikle kişiselleştirilmiş tıp çağında bu tür biyolojik benzerlikler, yeni ilaç geliştirme süreçlerini doğrudan etkileyebilir.
Bilim dünyası bugün yalnızca insan genomunu değil, diğer canlıların genetik mimarisini de çözerek insan sağlığını anlamaya çalışıyor. Görünen o ki kediler yalnızca evlerimizin değil, geleceğin tıp laboratuvarlarının da vazgeçilmez üyelerinden biri olabilir.
Kaynak: Live Science, University of California Riverside, Texas A&M University
Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.