UNESCO Uyardı: Akdeniz’de Tsunami Kaçınılmaz
Akdeniz denildiğinde çoğu insanın aklına sakin koylar, turistik sahiller ve yaz tatilleri geliyor. Ancak uzmanlara göre bu görüntünün arkasında yeterince ciddiye alınmayan büyük bir doğal afet riski bulunuyor. UNESCO tarafından yapılan son değerlendirmeler, önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz’de en az bir metre yüksekliğinde yıkıcı bir tsunaminin meydana gelme ihtimalinin yüzde 100 olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar özellikle Fransa’nın güney kıyıları, İtalya, Yunanistan ve Kuzey Afrika çevresindeki bölgelerin ciddi risk altında olduğunu belirtiyor. Yeni araştırmalar, Akdeniz’de oluşabilecek bazı tsunami senaryolarında dalgaların kıyıya ulaşmasının yalnızca birkaç dakika sürebileceğini gösteriyor. Bu durum, geleneksel erken uyarı sistemlerinin bazı olaylarda yetersiz kalabileceği anlamına geliyor.
Tsunamiler genellikle deprem, deniz altı heyelanı veya volkanik patlamalar sonucu oluşuyor. Açık denizde fark edilmesi zor olan bu dev enerji hareketleri, kıyıya yaklaştıklarında ani su baskınlarına ve son derece güçlü akıntılara dönüşüyor. Bazen birkaç santimetreyle başlayan dalga yükselmeleri, kıyıda metrelerce yüksekliğe ulaşabiliyor.
Uzmanlara göre halk arasında en büyük yanlışlardan biri, ilk dalganın en büyük tsunami dalgası olduğuna inanılması. Oysa birçok olayda en yıkıcı dalga daha sonra kıyıya ulaşıyor. Ayrıca suyun geri çekilmesi de önemli bir işaret olarak kabul ediliyor. Deniz aniden olağan dışı biçimde çekiliyorsa, bu durum yaklaşan bir tsunaminin habercisi olabilir.
Akdeniz’de Tsunami Riski Yeni Değil
Uzun yıllar boyunca tsunamiler daha çok Pasifik Okyanusu ve Hint Okyanusu’yla ilişkilendirildi. 2004 yılında Hint Okyanusu’nda yaşanan ve yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği felaket ile 2011’de Japonya’daki Tohoku tsunamisi, bu algının güçlenmesine neden oldu. Ancak tarihsel kayıtlar, Akdeniz’in de tsunami geçmişine sahip olduğunu gösteriyor.
Verilere göre yalnızca Fransa Rivierası boyunca 16. yüzyıldan bu yana yaklaşık 20 tsunami olayı kaydedildi. Bu olayların bazılarında dalga yüksekliği iki metreyi aştı. Özellikle liman bölgelerinde güçlü akıntılar, su seviyesinde ani değişimler ve kıyı altyapısında ciddi hasarlar meydana geldi.
2003 yılında Cezayir’in Boumerdes kentinde meydana gelen deprem, Akdeniz’deki tsunami riskinin modern dönemdeki önemli örneklerinden biri oldu. Deprem sonrasında Fransa’nın Akdeniz kıyılarındaki sekiz marinada su seviyeleri aniden düştü. Limanlarda girdaplar oluştu, tekneler zarar gördü ve güçlü akıntılar gözlemlendi.
Uzmanların dikkat çektiği bir başka olay ise 1979 yılında Nice yakınlarında yaşandı. Yeni liman inşaatı sırasında meydana gelen deniz altı çökmesi küçük çaplı ama ölümcül bir tsunamiye neden oldu. Sekiz kişi hayatını kaybetti, Nice, Cannes ve Antibes bölgelerinde ciddi maddi hasar oluştu.
Daha eski kayıtlarda ise 1887 yılında Ligurya Denizi’nde meydana gelen deprem dikkat çekiyor. Dönemin tanıklıkları, tsunami öncesinde denizin yaklaşık bir metre geri çekildiğini aktarıyor. Kıyıda bulunan balıkçı tekneleri karaya otururken kısa süre sonra yaklaşık iki metre yüksekliğinde dalgalar sahili vurdu.
Uzmanlara göre bu olaylar, Akdeniz’de tsunami ihtimalinin teorik değil, gerçek ve tekrar yaşanabilecek bir risk olduğunu gösteriyor.
En Büyük Sorun: Zamanın Çok Az Olması
Akdeniz’deki tsunami riskini diğer bölgelerden ayıran en önemli unsur, dalgaların kıyıya ulaşma süresi. Pasifik Okyanusu’nda bazen saatler süren tahliye zamanı bulunurken, Akdeniz’de bazı senaryolarda ilk dalga yalnızca 10 dakika içinde kıyıya ulaşabiliyor.
Özellikle kıyıya yakın deniz altı heyelanları veya küçük çaplı depremler büyük risk oluşturuyor. Fransa ile Korsika arasında bulunan Ligurya Denizi, uzmanların yakından takip ettiği bölgeler arasında yer alıyor.
Fransa’da 2012 yılından beri faaliyet gösteren ulusal tsunami uyarı sistemi, potansiyel deprem kaynaklı tsunamileri yaklaşık 15 dakika içinde tespit edip ilgili kurumlara bildirebiliyor. Ardından mobil telefon bildirimleri ve acil durum mesajlarıyla halka uyarılar gönderiliyor.
Ancak uzmanlar, kıyıya çok yakın bölgelerde oluşan tsunamilerde bu sürenin bile yetersiz kalabileceğini söylüyor. Çünkü bazı durumlarda dalga kıyıya, resmi uyarı mesajı gönderilmeden önce ulaşabiliyor.
Bu nedenle araştırmacılar yalnızca teknolojiye güvenmenin yeterli olmadığını vurguluyor. Halkın doğal uyarı işaretlerini tanıması büyük önem taşıyor. Şiddetli bir deprem hissedildiğinde ya da deniz normal dışı biçimde çekildiğinde insanların zaman kaybetmeden yüksek bölgelere yönelmesi gerektiği belirtiliyor.
Fransa’da Büyük Tahliye Planları Hazırlanıyor
Fransız yetkililer ve Montpellier Üniversitesi uzmanları, Akdeniz kıyılarındaki risk bölgelerini belirlemek için kapsamlı çalışmalar yürüttü. Buna göre deniz seviyesinden beş metreden daha alçakta bulunan ve kıyıya 200 metreden yakın alanlar riskli kabul ediliyor.
Nehir ağızlarında ise risk daha da büyüyor. Çünkü tsunami dalgaları nehir yataklarından iç bölgelere doğru ilerleyebiliyor. Bu nedenle bazı bölgelerde tahliye alanları 500 metreye kadar genişletildi.
Yalnızca Fransa’nın Akdeniz kıyılarında yaklaşık 164 bin kişinin doğrudan risk altında olduğu hesaplanıyor. Yaz aylarında ise plajlardaki turist yoğunluğu nedeniyle bu sayı yüz binleri bulabiliyor.
Nice ve çevresi, yoğun yapılaşma ve turizm nedeniyle en hassas bölgeler arasında gösteriliyor. Uzmanlar, yoğun sezonda aynı anda on binlerce kişinin tahliye edilmesi gerekebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle bölge için özel tahliye rotaları oluşturuldu. Yürüyüş hızları, eğim, dar sokaklar ve kalabalık noktalar hesaplanarak en hızlı kaçış yolları belirlendi. Ayrıca kıyıdan uzakta güvenli toplanma alanları haritalandırıldı.
Yetkililer ayrıca okullarda tatbikatlar düzenlenmesi, kıyı bölgelerine yönlendirme tabelaları yerleştirilmesi ve halka açık bilgilendirme platformlarının yaygınlaştırılması gerektiğini savunuyor.
UNESCO’nun “Tsunami Ready” programı kapsamında bazı şehirler özel hazırlık sertifikaları almaya başladı. Cannes bu etiketi alan bölgelerden biri olurken, Nice’in de programa dahil edilmesi planlanıyor.
Uzmanlara göre tsunami gibi hızlı gelişen afetlerde en büyük farkı hazırlık seviyesi yaratıyor. Çünkü birkaç dakikalık doğru hareket, binlerce insanın hayatını kurtarabiliyor.
Kaynak: sciencedaily.com - UNESCO warns a tsunami in the Mediterranean is inevitable
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Akdeniz kıyılarında yaşayan insanlar için tsunami fikri uzun yıllar boyunca uzak bir ihtimal gibi görüldü. Çünkü bölge daha çok deprem, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarıyla gündeme geliyor. Oysa bu haber çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bir doğal afetin nadir yaşanması, onun tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle Akdeniz gibi yoğun nüfuslu ve turizme bağımlı bölgelerde birkaç dakikalık gecikme bile büyük sonuçlar doğurabilir. Burada dikkat çeken nokta, teknolojinin tek başına yeterli olmaması. Erken uyarı sistemleri gelişiyor ama deniz altı heyelanı gibi olaylarda zaman neredeyse yok. Bu yüzden toplumların refleks geliştirmesi gerekiyor. Japonya’nın yıllardır yaptığı tatbikatlar ve eğitimler sayesinde binlerce insanın hayatı kurtuldu. Aynı bilinç Akdeniz ülkelerinde de oluşmak zorunda. Ayrıca iklim değişikliğiyle birlikte kıyı bölgelerindeki baskının artması, yoğun turizm ve kontrolsüz yapılaşma bu riski daha görünür hale getiriyor. İnsanlar genellikle felaketlerin yalnızca filmlerde yaşandığını düşünür ama tarih tam tersini söylüyor. Akdeniz geçmişte tsunami gördü ve uzmanlara göre gelecekte yeniden görecek. Asıl mesele, bu gerçekle yüzleşip hazırlıklı olup olmayacağımız.