Unutulan İlaçtan Umut Doğdu: Nadir Genetik Hastalık BABS İçin Çığır Açan Gelişme
Bir zamanlar Afrika uyku hastalığının tedavisinde kullanılan onlarca yıllık bir ilaç, şimdi son derece nadir ve hayati risk taşıyan genetik bir hastalık olan Bachmann-Bupp sendromu (BABS) için umut verici sonuçlar ortaya koyuyor. DFMO adı verilen bu ilaç, erken hasta uygulamalarında altta yatan genetik bozukluğu hedef alarak ciddi semptomları hafifletebileceğini gösterdi. Araştırmacılar şu ana kadar az sayıda hastayı tedavi etti ve sonuçlar umut verici olsa da süreç, düzenleyici ve lojistik engeller nedeniyle yavaş ilerliyor.
Bu önemli ilerleme, Corewell Health, Michigan State University ve mevcut ilaçlara yeni kullanım alanları bulmayı amaçlayan kâr amacı gütmeyen biyoteknoloji kuruluşu Every Cure arasındaki iş birliği sayesinde mümkün oldu.
Corewell Health Helen DeVos Çocuk Hastanesi’nde görev yapan pediatrik genetik uzmanı Dr. Caleb Bupp, “Every Cure ekibi yalnızca klinik öncesi çalışmalar ve geriye dönük analizler geliştirmemize yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda daha fazla BABS hastasını tedavi edebilmemiz için düzenleyici süreçleri aşmamıza da destek oluyor. Daha önce açamayacağımız kapıları aralıyorlar. Bu hem bizim hem de hastalarımız için umut verici bir dönem” dedi.
DFMO (diflorometilornitin ya da eflornitin olarak da bilinir), tıpta uzun bir geçmişe sahip bir ilaçtır. Batı Afrika’da çeçe sineği tarafından bulaşan uyku hastalığının tedavisinde kullanılmıştır. Ayrıca kadınlarda istenmeyen yüz tüylerini azaltmak ve çocukluk çağı kanseri olan nöroblastomun yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla da kullanılmaktadır.
Corewell Health ve Michigan State Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, bu ilacın yeni bir kullanım alanını daha ortaya koydu. DFMO’nun Bachmann-Bupp sendromunun tedavisinde etkili olabileceği belirlendi ve FDA onaylı bireysel araştırma protokolü kapsamında sınırlı sayıda hastaya uygulanmaya başlandı.
Bachmann-Bupp sendromu (BABS), ODC1 genindeki “kazanç fonksiyonu” mutasyonlarından kaynaklanır. Bu genetik değişiklikler, ciddi gelişim gerilikleri, düşük kas tonusu ve saç kaybı gibi önemli sağlık sorunlarına yol açar.
DFMO, doğrudan bu biyolojik yolu hedef alır. ODC proteinini baskılayarak mutasyona bağlı aşırı enzim aktivitesini azaltır. Şu ana kadar tedavi edilen az sayıdaki hastada, bu yaklaşımın çeşitli semptomlarda iyileşme sağladığı gözlemlenmiştir.
Michigan State Üniversitesi pediatri profesörü Dr. André Bachmann, “Otuz yıldır DFMO ve ODC1 geni üzerindeki etkilerini inceliyorum. Dr. Bupp ile karşılaşmamız bir dönüm noktası oldu. Bu sayede önce bir hastada, ardından beş hastada daha DFMO uyguladık ve erken sonuçlar oldukça umut verici” açıklamasında bulundu.
Ancak bu tedavinin yaygınlaşması kolay olmadı. Hastalığın dünya genelinde yalnızca yaklaşık 20 vakasının bildirilmiş olması, farkındalık oluşturmayı ve geniş çaplı çalışmalar yürütmeyi zorlaştırıyor.
Ayrıca düzenleyici gereklilikler ve klinik araştırmaların karmaşıklığı da süreci yavaşlatan önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), araştırmacıları resmi bir klinik deneme başlatmaları konusunda teşvik etse de, çalışma hedeflerinin belirlenmesi ve yeterli sayıda hastaya ulaşılması gibi önemli zorluklar devam ediyor.
Dr. Bupp, “Geçtiğimiz yıl boyunca DFMO tedavisini ileriye taşıma konusunda adeta duraksadık” diyerek sürecin zorluklarına dikkat çekti.
Bu noktada Every Cure devreye girerek süreci hızlandırmayı hedefliyor. Kuruluş, bilimsel kanıtları güçlendirmek, doktorlar ve nadir hastalık toplulukları arasında farkındalığı artırmak ve hastaların doğru şekilde teşhis edilip tedavi edilmesini sağlamak için çalışmalar yürütüyor.
Every Cure’un kurucu ortaklarından Dr. David Fajgenbaum, “Amacımız, klinik öncesi çalışmalarla DFMO ve BABS hakkındaki bilimsel temeli güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve hiçbir çocuğun teşhis veya tedavi dışı kalmamasını sağlamak” dedi.
Üç kurum, Dr. Bachmann ve Dr. Bupp liderliğinde yürütülen önceki araştırmalar üzerine yeni çalışmalar inşa etmeye başladı. Ayrıca Corewell Health’ten Dr. Surender Rajasekaran ve diğer araştırmacılar da bu sürece katkı sağlıyor. Önümüzdeki yıl başlaması planlanan klinik öncesi çalışma, bu tedavinin daha fazla hastaya ulaştırılması yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.
Kaynak: Orijinal bilimsel araştırma metni
Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.