Depresyon Tedavisinde İlaç Ezberi Bozuldu: Beyin Yerine Bağışıklık Sistemi Hedefte
Modern psikiyatri dünyası, depresyonu on yıllardır beyindeki kimyasal maddelerin dengesizliği üzerinden okudu ve tedavi etmeye çalıştı. serotonin, dopamin veya norepinefrin gibi nörotransmitterleri düzenleyen klasik antidepresanlar milyonlarca insana reçete edilse de, hastaların yaklaşık üçte birinde bu ilaçlar beklenen faydayı sağlayamadı. Tıp dünyası dirençli vakalar karşısında çaresiz kalırken, İngiltere’den gelen yeni bir araştırma ezberleri kökten bozacak bir tedavi yöntemini gözler önüne serdi. Cambridge ve Bristol üniversitelerinden bilim insanları, doğrudan beyin kimyasallarına müdahale etmek yerine vücudun bağışıklık sistemini sakinleştirmeyi hedefleyen yenilikçi bir yaklaşıma imza attı. Romatoid artrit (eklem iltihabı) tedavisinde yaygın olarak kullanılan antiinflamatuar bir ilacın, standart tedavilere yanıt vermeyen depresyon hastalarında semptomları hafiflettiği, kronik yorgunluğu ve anksiyeteyi azalttığı saptandı.
Yürütülen bu öncü pilot çalışma, depresyon teşhisi konmuş her üç kişiden birinin kanında yüksek oranda iltihap (enflamasyon) markerları bulunduğunu gösteren eski bulgulara dayanıyor. Bağışıklık sisteminin aşırı uyarılmasının ruh sağlığı üzerinde doğrudan yıkıcı etkiler yaratabildiğini fark eden araştırmacılar, vücuttaki bağışıklık yanıtını düzenleyen "interlökin 6" (IL-6) adlı spesifik bir iltihap proteinine odaklandı. Genetik analiz yöntemleriyle yapılan çalışmalarda, IL-6 yolunun depresyonun biyolojik tetikleyicilerinden biri olabileceği netleşti. Bu biyolojik bağı somut bir tedaviye dönüştürmek isteyen uzmanların gerçekleştirdiği klinik deneme, tıp dünyasında sağlık haberleri takibini sürdüren çevrelerde büyük bir yankı uyandırdı. Bulgular, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde immünoterapinin önünü açabilecek niteliktedir.
Artrit İlacı Dirençli Depresyonu Ortadan Kaldırabilir
Orta ve ileri derece depresyon şikayeti olan ve geleneksel tedavilerden sonuç alamayan 30 gönüllünün katılımıyla rastgele kontrollü bir klinik test organize edildi. Kan tahlillerinde düşük düzeyde de olsa kronik iltihap belirtisi gösteren hastaların 14 tanesine iltihap önleyici "tocilizumab" ilacı verilirken, geri kalan 16 hastaya ise tuzlu su içeren plasebo uygulandı. Dört hafta boyunca yakından izlenen hastaların klinik durumları incelendiğinde, romatizma ilacı alan grubun depresyon şiddetinde, anksiyete seviyelerinde ve kronik yorgunluklarında çok daha belirgin bir gerileme kaydedildi. Katılımcıların genel yaşam kalitesinde de plasebo grubuna kıyasla gözle görülür bir artış meydana geldi.
Araştırmanın istatistiksel sonuçları, küçük ölçekli bir çalışma için beklenenin çok üzerinde bir başarı oranına işaret etti. İlaçla tedavi edilen hastaların yüzde 54'ü depresyonda tam iyileşme (remisyon) dönemine girerken, bu oran boş ilaç alan grupta yüzde 31 seviyesinde kaldı. Tedavi etkinliğini gösteren ve "Tedavi Edilmesi Gereken Kişi Sayısı" olarak bilinen NNT oranı bu yeni metotta 5 olarak hesaplandı. Bu değer, piyasada en çok reçete edilen klasik antidepresanların (SSRI) sahip olduğu 7'lik orandan çok daha başarılı bir tedavi gücüne sahip olunduğunu gösteriyor. İmmünopsikiyatri alanında çığır açabilecek bu klinik başarı, tıbbın geleceğinde hastanın doğrudan biyolojik yapısına göre seçilen kişiselleştirilmiş tedavilerin hakim olacağını kanıtladı.
Kişiye Özel Psikiyatride Yeni Bir Dönem Başlıyor
Araştırmanın başındaki isim olan Profesör Golam Khandakar, yürüttükleri bu çalışmanın özellikle İngiltere'de milyonlarca insanı muzdarip eden dirençli depresyon vakaları için tarihi bir milat olduğunu belirtti. Khandakar, bu çalışmanın depresyon tedavisinde bağışıklık sistemini hedef alan, IL-6 proteinini doğrudan odağına koyan ve tedaviden fayda görme ihtimali en yüksek hastaları seçerek uygulanan ilk başarılı klinik deneme olduğunun altını çizdi. Dr. Éimear Foley ise dünya genelinde insanların yüzde 10 ila 20'sinin hayatlarının bir döneminde depresyonla tanıştığını hatırlatarak, bu başarının kendilerini doğru hastaya doğru zamanda doğru biyolojik müdahaleyi yapabilecekleri terzi usulü bir tıp çağına yaklaştırdığını ifade etti.
Bilim insanları, elde edilen bu umut verici sonuçların ardından immünoterapinin standart bir psikiyatrik tedavi protokolü haline gelebilmesi için daha geniş kapsamlı testlerin yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Bir sonraki aşamada, ilacın daha büyük kitleler üzerindeki başarısını ve olası uzun vadeli etkilerini netleştirmek adına geniş katılımlı Faz III klinik denemeleri başlatılacak. Eğer bu büyük testler de başarıyla tamamlanırsa, gelecekte psikiyatri kliniklerine başvuran hastalar sadece beyin kimyasallarını değiştiren haplar yerine, kan tahlillerindeki iltihap oranlarına göre bağışıklık sistemini düzenleyen iğneler veya antiinflamatuar kürlerle tedavi edilmeye başlanacak.
Kaynak: sciencedaily.com New depression treatment targets the immune system instead of the brain
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Psikiyatride yıllardır süregelen "beyindeki serotonin azaldı, hemen dışarıdan takviye ilaç verelim" mantığı ne yazık ki her hastada çalışmıyordu. Hastaların üçte birinin o ağır antidepresanlara rağmen bir türlü düzilememesi, tıp dünyasının resmi göremediğinin en büyük kanıtıydı. Profesör Khandakar ve ekibinin yaptığı bu araştırma, madalyonun arkasındaki gizli düşmanı, yani bağışıklık sistemindeki kronik yangıyı deşifre etti. Vücuttaki romatizmal bir iltihabın veya yüksek IL-6 proteininin doğrudan gidip beynin ruh hali merkezlerini sabote etmesi, insan biyolojisinin ne kadar entegre bir makine olduğunu gösteriyor. Klasik antidepresanların NNT oranı 7 iken, bir eklem iltihabı ilacının depresyonda 5 gibi daha güçlü bir oran yakalaması muazzam bir başarı. Demek ki her mutsuzluğun, her bitkinliğin sebebi sadece zihinsel değil; bazen vücudun kendi savunma mekanizmasının kontrolden çıkıp içeride gizli bir yangın başlatmasıdır. Kan tahliline bakıp iltihap oranına göre depresyon ilacı yazılacak o kişiselleştirilmiş tıp günleri artık çok uzak değil. Faz III çalışmaları da tamamlandığında, psikiyatride gerçekten köklü bir paradigma değişimi yaşanacaktır.