Kıyamet Buzulu Koruyucu Sahanlığını Tamamen Kaybediyor

📅 28.05.2026 08:41 | ⏱️ 8 dk okuma | 🔥 9 okunma | ✍️ Editör: Gökhan Yalta
Kıyamet Buzulu Koruyucu Sahanlığını Tamamen Kaybediyor

Antarktika'nın en büyük ve en kırılgan buz kütlelerinden biri olan Thwaites Buzulu, kendisini sıcak deniz sularından koruyan hayati önemdeki buz sahanlığını kaybetme noktasına geldi. Bilim dünyasında "Kıyamet Buzulu" olarak adlandırılan bu devasa yapı, üzerindeki koruyucu kalkanın kopmasıyla birlikte küresel ölçekte geri dönülemez bir süreci tetikleme riski taşıyor. Uzmanlar, buzulun tamamen çökmesi durumunda Güney Okyanusu'na karışacak su miktarının, küresel deniz seviyelerini yaklaşık 65 santimetre yükselteceğini hesapladı. Böyle bir yükselme, dünya genelindeki yüzlerce kıyı kentinin ve ada devletinin haritadan silinmesi anlamına gelebilir. Her ne kadar buzulun tamamen erimesi yüzyıllar sürecek bir sürece yayılsa da, doğu buz sahanlığının bu yıl içinde kopacak olması buzulun yok oluş sürecine ciddi bir ivme kazandıracak.

New Scientist tarafından aktarılan son verilere göre, uydu analizleri Thwaites'in doğu kısmındaki buz sahanlığının ana gövdeden ayrılmak üzere olduğunu açıkça ortaya koydu. Buzulun kendisi karasal kütle üzerinde yer alırken, buz sahanlığı deniz yüzeyinde yüzen ve buzulun okyanusa dökülen ağız kısmına tutunmuş doğal bir bariyer vazifesi görüyordu. Araştırmacılar bu devasa yapı üzerinde çalışmalarını sürdürürken, bu sahanlığın bir payanda gibi hareket ederek iç kısımlardaki buz akışını denizden uzak tuttuğunu keşfetti. İngiliz Antarktika Araştırması (BAS) bünyesinde görev yapan deneyimli deniz jeofizikçisi Robert Larter, bu yüzen kalkanın parçalanma sürecinin bu yıl içerisinde tamamlanacağını tahmin ediyor. Bu kritik eşik, gezegenimizdeki genel fizik dünyasından gelişmeler ve iklim dengeleri açısından son derece endişe verici bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Florida Büyüklüğünde Bir Buz Nehri Açık Denize Akıyor

Thwaites Buzulu, yaklaşık olarak ABD'nin Florida eyaleti kadar bir yüz ölçümüne sahip olmasıyla Batı Antarktika'nın en büyük buzulu unvanını elinde bulunduruyor. Bazı bölgelerinde kalınlığı 2 bin metreyi aşan bu devasa buz nehri, 120 kilometrelik genişliğiyle aynı zamanda yeryüzünün en geniş buzulu konumundadır. Uydu gözlemleri, bu muazzam kütlenin 1980'li yıllardan bu yana yüz milyarlarca ton buz kaybederek istikrarlı bir şekilde eridiğini gösteriyor. Bu erimenin temel sebebi, deniz seviyesinin altındaki karasal tabana oturan buzulun kök kısmına, derin okyanus akıntılarıyla taşınan sıcak suların sızmasıdır. Alttan alta yaşanan bu termal oyulma neticesinde buzul, 1992 yılından bu yana tam 14 kilometre geriye çekildi.

Bu kadar büyük kütlelerin erime ve çöküş modellerini bilgisayar ortamında canlandırmak oldukça karmaşık bir süreç gerektiriyor. Bu sebeple Thwaites'in son gününün ne zaman geleceğine dair kesin bir tarih vermek bilim insanları için hiç kolay değil. Ancak Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan güncel bir araştırma, tehlikenin boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Bilimsel verilere göre buzul, önümüzdeki birkaç on yıl içinde, yani 2067 yılına gelindiğinde yılda 180 ila 200 milyar ton arasında buz kütlesini okyanusa bırakabilir. Bu durum, deniz seviyelerindeki yıllık artış hızının katlanarak büyümesi anlamına geliyor.

Geri Dönüşü Olmayan Nokta: Tipping Point

Thwaites Buzulu'nun yavaş ama istikrarlı çöküşü, aslında Batı Antarktika buz örtüsünün tamamı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu buzul, arkasındaki diğer devasa buz kütlelerinin okyanusa kaymasını engelleyen ana bir sütun, bir kilit taşı görevi görüyor. Eğer bu kilit taşı yerinden oynar ve Batı Antarktika buz örtüsü tamamen denize dökülürse, küresel deniz seviyelerinin tam 3,3 metre yükseleceği öngörülüyor. Bilim insanları bu tarz kitlesel çöküşleri iklim değişikliğiyle mücadelede "geri dönüşü olmayan nokta" yani eşik değer olarak tanımlıyor. Bu eşikler bir kez aşıldığında, binlerce yıl boyunca tersine çevrilemeyecek kalıcı ve yıkıcı coğrafi değişimler meydana geliyor.

Mevcut saha verilerine göre, doğu buz sahanlığı okyanus tabanındaki bir sırt tarafından tutulduğu noktalardan ve buzulun ağzından çatlamaya başladı. Robert Larter, buzun koparak ayrıldığı batı kanadındaki hareketliliğin sadece son sekiz ay içinde yaklaşık iki katına çıktığını rapor etti. Antarktika'daki diğer deniz buzlarında olduğu gibi, bu sahanlık da Güney Okyanusu'nun derinliklerinden yukarı doğru zorlanan sıcak ve tuzlu su akıntıları tarafından dipten eritiliyor. Uzmanlar, buradaki temel tetikleyicinin suyun doğrudan ısınmasından ziyade, okyanus akıntılarının sirkülasyon kalıplarındaki değişim olduğunu vurguluyor. Eldeki tüm güçlü bulgular, bu sirkülasyon değişimlerinin arkasında insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizinin yattığına işaret ediyor.

Rüzgar Kalıpları Değişiyor, Okyanus Isısı Karaya Sıkışıyor

Güney Okyanusu'ndaki bu büyük su sirkülasyonu, esas olarak deniz yüzeyindeki güçlü rüzgarlar tarafından yönlendiriliyor. Bilimsel tartışmalar mekanizmanın detayları üzerinde yoğunlaşsa da, Güney Yarımküre'deki batı rüzgarlarının esme yönlerinde ve hızlarında yaşanan sapmaların, derinlerdeki sıcak suları Antarktika kıta sahanlığına doğru ittiği net bir biçimde anlaşılıyor. Rüzgarlardaki bu köklü değişim ise küresel ısınmanın yarattığı atmosferik dengesizliğin doğrudan bir sonucudur.

Kıyı kentleri, gelecekte maruz kalacakları sel ve su baskını risklerine karşı şimdiden devasa altyapı projeleri ve savunma hatları planlamak zorunda kalıyor. Yıllık milimetrik artışlar kısa vadede önemsiz gibi görünse de, birkaç on yıl içinde birikecek santimetreler kıyı ekosistemlerini ve insan yerleşimlerini tamamen felç edecek güce ulaşacaktır. Grönland ve Antarktika'nın küresel deniz seviyelerine ne kadar hızla katkıda bulunacağını daha isabetli tahmin edebilmek adına, uluslararası araştırma kurumları bölgedeki uydu ve saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Kaynak: livescience.com 'Poised to disintegrate': Antarctica's 'Doomsday Glacier' is set to lose its ice shelf this year

Gökhan Yalta'nın Yorumu: Thwaites Buzulu hakkındaki verileri incelerken insanın gerçekten tüyleri ürperiyor. Bu buzul için boşuna "Kıyamet" adını seçmemişler; çünkü burası kelimenin tam anlamıyla küresel iklim sisteminin sigorta kutusu. Robert Larter'ın paylaştığı detaylar durumun vahametini çok net özetliyor. Biz genelde buzulların sadece üstten, güneş ışığıyla eridiğini düşünürüz ama buradaki asıl felaket dipten geliyor. Rüzgar kalıplarının değişmesiyle okyanusun derinindeki o devasa sıcak ve tuzlu su kütlesi adeta bir alttan oyma makinesi gibi buzulun köklerini eritiyor. Doğu buz sahanlığındaki hareketliliğin son sekiz ayda iki katına çıkması, koruyucu takoz mekanizmasının tamamen devre dışı kalmak üzere olduğunun en somut kanıtı. İşin en ürkütücü tarafı, hani hep konuşulan 2050 net sıfır karbon hedeflerine tam olarak ulaşsak bile, bu buzulun erime sürecini artık durduramayacak olmamızdır. Sistem bir kere o termal yükü aldı ve o kilit kırıldı. Florida büyüklüğünde bir buz kütlesinin okyanusa kontrolsüzce akmasından bahsediyoruz. Bu durum tek başına denizleri 65 santimetre yükseltecek ama asıl tehlike arkasındaki Batı Antarktika buz örtüsünü tutan setin yıkılacak olması. O set çöktüğünde küresel deniz seviyesinde 3 metreyi geçen bir yükselme taahhüdüyle karşı karşıya kalacağız. Bu, kıyı şehirlerinin, tarım alanlarının ve küresel ticaret limanlarının tamamen haritadan silinmesi demektir. Belki bizim ömrümüz tam çöküşü görmeye yetmeyecek ama çocuklarımıza fiziken çok daha daralmış, kıyıları işgal edilmiş bir dünya bırakacağımız kesin.

İlginizi Çekebilir

← Anasayfaya Dön