Melatonin Masum Bir Gıda Takviyesi mi Yoksa İlaç mı
Eczane raflarında rengarenk ambalajlarla boy gösteren, hem yetişkinler hem de çocuklar için reçetesiz bir uyku desteği olarak pazarlanan melatonin, son yıllarda küresel bir tüketim çılgınlığına dönüştü. Vücudun akşam saatlerinde doğal yollarla salgıladığı ve bizi uykuya hazırlayan bu hormon, kutuların üzerinde yer alan "ilaç değildir" veya "%100 doğal" gibi ibarelerle tüketiciye tamamen zararsız bir gıda takviyesi şeklinde sunuluyor. Ancak halk sağlığı uzmanları ve tıp araştırmacıları, madalyonun diğer yüzüne dikkat çekerek bu denetimsiz pazarın büyük riskler barındırdığı konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Doğallık algısının arkasına sığınan takviye sektörünün, dozaj doğruluğu ve uzun vadeli yan etkiler hususunda şeffaf davranmadığı tespiti her geçen gün güç kazanıyor.
Denetimsiz Pazarın Dozaj Bilmecesi ve Sağlık Riskleri
Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok ülkede yürürlükte olan gıda takviyesi yasaları, bu tür ürünlerin piyasaya sürülmeden önce ilaçlar gibi sıkı bir klinik test sürecinden geçmesini zorunlu kılmıyor. Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) gibi kurumlar, ürünler rafa çıkmadan önce güvenlik ya da etkinlik onayı vermediği için kontrol tamamen üreticilerin vicdanına kalmış durumda. Harvard Tıp Fakültesi bünyesinde takviye gıdalar üzerine çalışmalar yürüten Dr. Pieter Cohen, piyasadaki ürünlerin laboratuvar analizlerinde şok edici sonuçlarla karşılaştıklarını belirtiyor. Yapılan araştırmalar, ambalajın üzerinde yazan melatonin miktarının gerçekte %74 ile %347 arasında değişiklik gösterebildiğini ortaya koydu. Yani tüketiciler, sakinleşip uykuya dalmak isterken aslında kutuda beyan edilenin neredeyse dört katı oranında sentetik hormonu vücutlarına alabiliyor.
Bu kontrolsüz yüksek doz alımları, özellikle acil servis verilerinde trajik bir artışa yol açtı. Amerika'daki zehir danışma merkezlerine yapılan melatonin kaynaklı çağrıların son yıllarda patlama yapması, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Beş yaş altı çocukların kazara bu tabletleri yutması sonucu solunum yetmezliği ve nöbet geçirme gibi ağır klinik tablolar kaydedildi. Uzmanlar, bazı merdiven altı ürünlerin içeriğine yasa dışı şekilde karıştırılan yüksek miktardaki serotoninin de bu ciddi zehirlenme vakalarında payı olabileceğini düşünüyor. İşin ticari boyutunda ise melatonin üzerinde aktif bir patent bulunmadığı için büyük ilaç devlerinin çocuk güvenliği ya da uzun dönemli yan etkiler üzerine bütçe ayırıp klinik araştırmalar yapmaya yanaşmadığı görülüyor.
Çocuklar Üzerindeki Gizli Tehlike ve Hormonal Endişeler
Ebeveynlerin melatonini adeta "bir bardak ılık süt" kadar masum görmesi, okul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde yirmisinin bu takviyeleri düzenli kullanması sonucunu doğurdu. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ya da otizm spektrumundaki çocuklarda kronik uyku problemlerini çözmek adına hekim kontrolünde kullanımı fayda sağlasa da nörotipik gelişim gösteren çocuklarda her gün melatonin kullanılması büyük bir bilinmezlik barındırıyor. Michigan Üniversitesi'nden sirkadiyen ritim uzmanı Helen Burgess, düzenli melatonin takviyesinin ergenlik gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dair haklı endişeler taşıyor. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde melatoninin üreme sistemini doğrudan manipüle ettiği kanıtlanırken, insanlarda kan tahlilleriyle desteklenmiş derinlemesine uzun vadeli bir çalışma henüz mevcut değil.
Doğal döngüde yetişkin bir insan beyni geceleri ortalama 0.3 miligrama denk gelen bir hormon salgılarken, piyasada satılan en düşük dozlu tabletler bile 1 ila 10 miligram arasında değişiyor. Ağız yoluyla alınan takviye her ne kadar sindirim sisteminde bir miktar kayba uğrasa da kana karışan miktar vücudun kendi ürettiği biyolojik seviyeyi fersah fersah aşıyor. Kısa süreli ve seyrek kullanımlarda jet-lag etkisini azaltmak amacıyla bu takviyelerden yararlanılması makul kabul edilse de her gece yatakta dönüp dururken saat gözetmeksizin hap yutmak vücudun iç saatini tamamen altüst ediyor.
Biyolojik Saatin Bozulması: Yapay Jet-Lag
Melatoninin birincil görevi insanı doğrudan bayıltmak değil, hücrelere gecenin başladığını ve uyku vaktinin geldiğini haber vermektir. Gece yarısı uykusu kaçtığı için yüksek dozda takviye alan bir kişi, sabaha karşı kanında hala yüksek oranda sentetik hormon barındırıyor olacaktır. Bu durum, sirkadiyen ritmin zamanlama algısını bozarak bireyin kendi yatağında seyahat etmeden "jet-lag" yaşamasına sebebiyet veriyor. Ertesi gün geçmeyen bir sersemlik hali, gün ortası uyuklamaları, zihinsel sis, mide bulantısı ve asabiyet gibi kronik şikayetlerin temelinde bu hatalı kullanım yatıyor. sağlık haberleri sayfalarında sıkça övülen bu ürünlerin, aslında bilinçsiz tüketildiğinde kronik uykusuzluğu (insomnia) daha da derinleştirdiği uzmanlarca vurgulanıyor.
Buffalo Üniversitesi'nde hormon mekanizmaları üzerine kırk yıldır araştırmalar yapan Margarita Dubocovich, melatoninin kesinlikle reçetesiz satılan bir ilaç statüsüne alınması gerektiği görüşünü savunuyor. İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde melatonin halihazırda sadece doktor reçetesiyle eczanelerden temin edilebiliyor. Bu sayede hastalar tam olarak ne kadar doz aldıklarını bilirken, prospektüslerdeki net uyarılar sayesinde doğru zamanlamayı öğrenebiliyor. Amerika'da ise milyar dolarlık hacme ulaşan gıda takviyesi lobisinin güçlü muhalefeti nedeniyle melatoninin ilaç kategorisine taşınması yakın gelecekte pek mümkün görünmüyor. Ticari karlarını korumak isteyen üretici birlikleri, resmi ilaç onay süreçlerinin maliyetleri artıracağını ve tüketicinin ürüne erişimini zorlaştıracağını iddia ederek statükoyu korumaya çalışıyor. Sağlığını korumak isteyen bireylerin ise üçüncü taraf laboratuvarlarca saflığı ve içeriği onaylanmış, güvenilir markaları tercih etmekten ve mutlaka bir hekime danışmaktan başka çaresi kalmıyor.
Kaynak: livescience.com 'It's being promoted like there's absolutely no risk': Why some experts say melatonin should be considered a drug rather than a supplement
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Modern dünyanın getirdiği o amansız koşturmaca, parlak ekranlar ve bitmek bilmeyen stres, insanlığın en temel biyolojik ihtiyacı olan uykuyu elimizden aldı. Biz de toplum olarak hemen kolaya kaçıp reçetesiz, bitkisel ya da "doğal" denilen mucize çözümlere sarıldık. Melatonin tam da bu çaresizliğin üzerine inşa edilmiş devasa bir pazarlama başarısı. İnsanlar "vücut zaten bunu üretiyor, o zaman ne zararı olabilir ki" mantığıyla bu hapları leblebi gibi yutuyor. Oysa dışarıdan kontrolsüzce alınan her hormon, vücudun kendi iç fabrikasındaki hassas dengeleri altüst eder. Kendi ürettiğimizin katbekat fazlasını sisteme pompaladığımızda, beynin epifiz bezine "sen artık çalışma, dışarıdan fazlasıyla geliyor" mesajı vermiş oluyoruz. Hele ki bu maddelerin çocuk gelişimine, ergenlik hormonlarına etkisini tam olarak bilmeden, sırf akşamları erken uyusunlar diye çocuklara verilmesi kelimenin tam anlamıyla büyük bir kumar. Bir kimyasalın bitkisel ya da doğal kökenli olması onu zararsız kılmaz; baldıran zehri de doğaldır. Melatoninin gıda takviyesi kılıfı altında, hiçbir klinik denetime tabi tutulmadan bakkal dükkanlarında bile satılabilecek rahatlıkta olması kabul edilemez. Devletlerin bu lobileri karşısına alıp, halk sağlığını korumak adına melatonini sıkı denetimli ilaç statüsüne geçirmesi şart. Aksi takdirde, uykusunu düzeltmeye çalışırken biyolojik saatini tamamen bozmuş, hormonal dengesi darmadağın olmuş sirkadiyen kurbanı bir nesille baş başa kalacağız.