Alamo Savaşı’ndan Kalan İkinci Gülle Bulundu: Bu Kez Teksaslılar Ateşlemiş
Hızlı Erişim / İçindekiler
- Alamo Kilisesinde Yüzeye Çıkan Askeri Kalıntılar
- Demir ve Bronz Gülleler Arasındaki Ordu Ayrımı
- 13 Günlük Efsanevi Kuşatmanın Tarihsel Arka Planı
- İspanyol Misyonundan Ticarethaneye Uzanan Katmanlar
Teksas Devrimi'nin en kanlı ve sembolik durağı olan Alamo tahkimatı, yaklaşık iki asır sonra bile toprağın altından tarih fışkırtmaya devam ediyor. San Antonio'da yürütülen kazı çalışmalarında, 1836 yılındaki ünlü kuşatma esnasında Teksaslı direnişçiler tarafından ateşlendiği düşünülen bozulmamış bir demir gülle gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluş, aynı bölgede birkaç ay önce bulunan Meksika ordusuna ait bronz güllenin ardından gelen ikinci büyük keşif niteliği taşıyor. Savaşın tam merkez üssünde yan yana duran bu iki mühimmat, iki farklı cephenin birbirini yok etmek üzere namluya sürdüğü askeri teknolojinin en çıplak halini belgeliyor. Bugüne dek alanda çok sayıda şarapnel parçası ve mermi çekirdeği bulunmuş olsa da tek parça halinde korunmuş güllelerin varlığı askeri tarih haberleri açısından ezber bozuyor.
Alamo Kilisesinde Yüzeye Çıkan Askeri Kalıntılar
Alamo Trust bünyesinde görev yapan arkeologlar, kazı çalışmalarını kilise yapısının kuzeydoğu köşesinde yoğunlaştırdı. İlk olarak 1718 yılında İspanyol misyonerlerin bir kaleye dönüştürdüğü bu tarihi kompleks, 1836 yılına gelindiğinde Anglo-Amerikan göçmenler ile Tejano olarak bilinen Hispanik Teksaslıların Meksika Cumhuriyeti’ne karşı başlattığı ayrılıkçı isyanın kalesi haline gelmişti. 2 Haziran'da tamamlanan titiz kazılarda çıkarılan yeni demir gülle, sahadaki uzmanlar arasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Alamo Arkeoloji Direktörü Tiffany Lindley, Mart ayında bulunan ilk bronz mühimmattan sonra bu başarıyı aşmanın imkansız olduğunu düşündüklerini, ancak toprağın kendilerine ikinci bir sürpriz sunduğunu belirtti. Her iki nesnenin de düştüğü günden beri insan eli değmeden aynı noktada kalması, tarihsel gerçekliği en saf haliyle günümüze taşıyor.
Daha önceki çalışmalarda sadece patlamış mühimmatların ve parçalanmış metallerin izine rastlanabiliyordu. İlk defa "solid shot" denilen, top namlusundan fırlatılmak üzere dökülmüş küresel formdaki som katı top mermileri bütün halinde ele geçirildi. Kilisenin savunma hattını oluşturan bu stratejik köşede iki düşman ordunun mühimmatlarının adeta kucak kucağa bulunması, namluların ne kadar yakın mesafeden birbirine doğrultulduğunun somut birer göstergesidir. İki asırlık sessizliğin ardından gelen bu keşifler, dönemin askeri stratejilerini yeniden analiz etme fırsatı sunuyor.
Demir ve Bronz Gülleler Arasındaki Ordu Ayrımı
Alamo Trust kıdemli araştırmacısı ve tarihçisi Kolby Lanham, bulunan iki nesne arasındaki fiziksel ve kimyasal ayrımları detaylandırdı. Yapılan ölçümlere göre yeni bulunan demir gülle, Mart ayında çıkarılan bronz emsaline kıyasla biraz daha büyük bir çapa sahip. Ağırlık ve hacim hesaplamaları, bu demir merminin 6 poundluk (yaklaşık 2,7 kilogram) gülleler fırlatan Teksas toplarından çıktığını doğruluyor. Lanham, metalurjik yapıların orduların lojistik imkanlarını yansıttığını ifade etti. Meksika düzenli ordusunun envanterinde bronz döküm teknolojisi hakimken, savunmada kalan Teksaslı isyancıların yerel imkanlarla dökülmüş demir gülleleri tercih ettiği biliniyor.
Bu durum, iki merminin kuşatma esnasında karşılıklı ateşlenen bataryaların izleri olduğunu kesinleştiriyor. Meksika topçularının kilise duvarlarını yıkmak için fırlattığı bronz gülle ile içerideki isyancıların taarruza karşılık verdiği demir gülle, adeta havada çarpışacak kadar dar bir koridorda buluşmuş. Lanham, böylesi bozulmamış nesnelerin bir arkeoloğun kariyerinde ancak bir kez denk gelebileceği türden bir şans olduğunu, fakat Alamo topraklarında bu mucizenin iki kez tekrarlandığını sözlerine ekledi.
13 Günlük Efsanevi Kuşatmanın Tarihsel Arka Planı
Bahse konu güllelerin namludan çıktığı an, Teksas'ın kaderini tayin eden 13 günlük o meşhur kuşatma dönemine rastlıyor. General Antonio López de Santa Anna komutasındaki disiplinli Meksika birlikleri, 1836 yılının şubat ayı sonlarında Alamo tahkimatını kuşatma altına almıştı. Aralarında efsanevi halk kahramanı Davy Crockett’ın da bulunduğu yaklaşık 180 Teksaslı asi, teslim olmayı reddederek kaleyi 6 Mart’taki son ölümcül hücuma kadar savundu. Kuşatmanın sonunda kaledeki tüm direnişçilerin öldürülmesi, Teksas genelinde büyük bir öfke dalgasına yol açtı.
Meksika ordusunun bu acımasız hamlesi, isyanı bastırmak yerine daha da körükledi. Savaş alanından sağ kurtulanların yaydığı "Alamo'yu Unutmayın!" (Remember the Alamo!) çığlığı, sonraki muharebelerde Teksas askerlerinin en büyük manevi cephanesi haline geldi. İlerleyen aylarda San Jacinto Muharebesi'nde Meksika ordusunu mağlup eden Teksaslılar, bağımsızlıklarını ilan ederek Teksas Cumhuriyeti'ni kurmayı başardılar. Dolayısıyla bu yeni gülle, yenilgiyle biten ama bağımsızlık ateşini yakan o ilk çaresiz direnişin en sıcak dakikalarından kalan bir yadigar durumundadır.
İspanyol Misyonundan Ticarethaneye Uzanan Katmanlar
Alamo, sadece 1836 yılındaki savaştan ibaret olmayan, çok katmanlı bir arkeolojik sit alanı olarak varlığını sürdürüyor. Kazılarda elde edilen veriler, bölgenin yüzlerce yıllık dönüşümünü net bir şekilde belgeliyor. İspanyol misyonerlerin gelişinden çok daha önce, bölgedeki yerli kabilelerin kullandığı taş aletler toprağın en alt katmanlarında kendini gösteriyor. 18. yüzyıldaki dini ve askeri üs evresinin ardından alan, 19. yüzyılın sonlarında ticari bir depoya ve genel mağazaya dönüştürülmüştü. Toprak katmanları, yerli kültürlerden İspanyol sömürge dönemine, Teksas Savaşı'nın barut kokan günlerinden vahşi batının ticaret ağlarına kadar geniş bir kronolojiyi barındırıyor.
Arkeolog Tiffany Lindley, bu güllelerin öneminin hiçbir şekilde abartılamayacağını, her bir katmanın San Antonio’nun ve dolayısıyla Amerika’nın kuruluş öyküsünü yeniden şekillendirdiğini belirtiyor. Toprak altından çıkarılan her askeri unsur, dönemin lojistik sıkıntılarını, askerlerin mevzilendiği noktaları ve çatışmanın şiddetini matematiksel olarak doğrulamamıza yardımcı oluyor. Alamo Trust ekibi, laboratuvar ortamında yapacağı mikroskobik incelemelerle demir güllenin üzerindeki barut artıklarını ve darbe izlerini analiz ederek, merminin hangi tip toptan çıktığını ve hedefini tam olarak saptamaya çalışacak.
Kaynak: livescience.com 'It's a huge deal': Archaeologists discover second cannonball from the Battle of the Alamo, and it was likely fired by Texans
BilimBox Yorumu: Bir tarihi mekanı sadece anlatılardan ve kahramanlık hikayelerinden okumak ile o savaşın tam kalbinden çıkan iki buçuk kiloluk katı bir demir kütleye dokunmak arasında çok büyük bir fark vardır. Alamo Savaşı, Amerikan yakın tarihinin en fazla romantize edilen, filmlere ve romanlara konu olan vakalarından biridir. Ancak bu son keşif, olayın ideolojik perdesini kaldırıp bizi doğrudan 6 Mart 1836 sabahının gerçeğiyle yüzleştiriyor. Teksaslıların dökme demirden mermisi ile Meksika ordusunun bronz mermisinin aynı köşede bulunması, savaşın ne kadar dar bir alanda, göğüs göğse ve vahşice geçtiğinin fiziki bir ispatıdır. Lojistik açıdan dezavantajlı olan isyancıların, kendi imkanlarıyla ürettikleri bu demir gülleler, askeri tarih yazımında anlatılan taktiksel detayların sahadaki doğrulamasıdır. Arkeolojinin bu sessiz tanıkları, geçmişteki büyük trajedilerin ve kırılma noktalarının insan anlatılarına muhtaç olmadan da kendi hikayelerini anlatabileceğini bizlere bir kez daha kanıtlıyor.