🔭 BilimBox

Gökyüzünden Gelen Dehşet: Tulsa Katliamı’nda Uçaklar Siyahi Mahalleleri Bombaladı mı?

📅 13.05.2026 | ⏱️ 9 dk okuma | 🔥 13 okunma | ✍️ Editör: Gökhan Yalta
Gökyüzünden Gelen Dehşet: Tulsa Katliamı’nda Uçaklar Siyahi Mahalleleri Bombaladı mı?

1921 yılında ABD’nin Oklahoma eyaletine bağlı Tulsa kentinde yaşanan Tulsa Irk Katliamı, yalnızca kara üzerindeki vahşetle değil, gökyüzünden geldiği iddia edilen saldırılarla da tarihin en korkutucu olaylarından biri olarak hafızalara kazındı. Amerikan tarihinin en ölümcül ırkçı saldırılarından biri kabul edilen bu katliam sırasında, görgü tanıkları alçaktan uçan uçakların Greenwood Bölgesi üzerinde dolaştığını, bazı uçaklardan ateş açıldığını ve yanıcı maddeler bırakıldığını öne sürdü. Aradan geçen bir asırdan fazla zamana rağmen tarihçiler hâlâ şu sorunun cevabını tartışıyor: Tulsa’daki siyahi mahalle gerçekten havadan bombalandı mı?

“Black Wall Street” adıyla bilinen Greenwood Bölgesi, dönemin en zengin Afro-Amerikan topluluklarından biriydi. Siyahi girişimcilerin kurduğu oteller, gazeteler, restoranlar, mağazalar ve iş merkezleriyle ekonomik bağımsızlığın sembolü hâline gelen bu mahalle, 31 Mayıs ile 1 Haziran 1921 tarihleri arasında beyaz çetelerin saldırısına uğradı. Resmî kayıtlara göre onlarca kişi hayatını kaybetti ancak tarihçiler gerçek ölü sayısının 300’e kadar çıkabileceğini düşünüyor.

Olayların ardından ortaya çıkan en tartışmalı detaylardan biri ise uçakların rolü oldu. Birçok tanık, gökyüzünde alçaktan uçan uçaklar gördüğünü ve bu uçaklardan ya ateş açıldığını ya da yanıcı maddeler atıldığını anlattı. Bu iddialar, Tulsa Katliamı’nı yalnızca bir sokak saldırısı olmaktan çıkarıp organize bir iç terör eylemi olarak değerlendiren tarihçilerin elindeki en önemli unsurlardan biri hâline geldi.

Greenwood: “Black Wall Street”in Yükselişi

Greenwood Mahallesi, 20. yüzyılın başlarında Afro-Amerikan toplumu için ekonomik başarı hikâyesi olarak görülüyordu. Amerikan İç Savaşı sonrasında Oklahoma bölgesine yerleşen siyahi topluluklar, kendi iş dünyalarını kurarak büyük bir ekonomik güç elde etti. Tulsa’daki Greenwood Bölgesi kısa sürede bankaları, lüks otelleri, sinemaları ve gazeteleriyle ülkenin en gelişmiş siyahi yerleşimlerinden biri hâline geldi.

Bölge o kadar güçlü bir ekonomik yapıya sahipti ki “Black Wall Street” olarak anılmaya başlandı. Ancak bu başarı, dönemin beyaz üstünlükçü çevrelerinde büyük rahatsızlık yaratıyordu. Irk ayrımcılığının sert biçimde uygulandığı Jim Crow döneminde siyahi bir toplumun ekonomik bağımsızlık kazanması birçok kişi tarafından tehdit olarak görülüyordu.

Katliamı Başlatan Olay

Olayların fitilini ateşleyen gelişme, 19 yaşındaki siyahi ayakkabı boyacısı Dick Rowland’ın beyaz asansör görevlisi Sarah Page’e saldırdığı iddiası oldu. Olayın detayları hiçbir zaman netleşmedi. Ancak yerel gazetelerin kışkırtıcı manşetleri kısa sürede beyaz kalabalıkları harekete geçirdi.

31 Mayıs 1921 gecesi beyaz çeteler mahkeme binasının önünde toplanarak Rowland’ın kendilerine teslim edilmesini istedi. Siyahi vatandaşlar olası bir linç girişimini engellemek için silahlı şekilde bölgeye geldi. Taraflar arasında çıkan çatışmanın ardından kontrol tamamen kaybedildi.

Beyaz kalabalıklar kısa süre içerisinde Greenwood’a yöneldi. Evler yağmalandı, iş yerleri ateşe verildi ve sokaklarda siviller vuruldu. Ancak olayın en korkutucu kısmı henüz başlamamıştı.

“Gökyüzünde Uçaklar Vardı”

Tulsa Katliamı’nın ardından birçok tanık gökyüzünde uçaklar gördüğünü anlattı. Özellikle Greenwood’da yaşayan öğretmen ve gazeteci Mary E. Jones Parrish’in ifadeleri, olayın en önemli tarihsel belgeleri arasında yer aldı.

Parrish, 1922 yılında yayımladığı “Events of the Tulsa Disaster” adlı çalışmasında “hızla yaklaşan uçaklardan” söz etti. Ona göre bir düzineden fazla uçak Greenwood semalarında dolaşıyor ve siyahi mahallelerin üzerine yanıcı maddeler bırakıyordu.

Bazı görgü tanıkları uçaklardan bırakılan maddelerin “terebentin topları” olduğunu söyledi. Bu maddelerin çatılara düştüğü ve yangınları hızla büyüttüğü öne sürüldü. Dönemin tanıkları, birçok binanın üst kısımlarından yanmaya başladığını ifade etti.

Ulusal Siyahi Hakları Derneği adına olay yerine giden Walter White da sekiz uçağın kullanıldığını belirtti. White’ın raporuna göre bazı uçaklar siyahi vatandaşların hareketlerini izlemek için kullanılırken bazıları doğrudan saldırılara katılmış olabilir.

Avukat Buck Franklin’in Şok Eden Tanıklığı

Tulsa’nın önemli siyahi avukatlarından Buck Colbert Franklin de olaylar sırasında uçak gördüğünü yazdı. Franklin’in yıllar sonra bulunan el yazması notları, tarihçilerin en önemli kaynaklarından biri hâline geldi.

Franklin, gökyüzünde çok sayıda uçağın dolaştığını ve bazı uçaklardan yanan maddeler düştüğünü anlattı. Notlarında şu ifadeler yer aldı:

“Uçakların sayısı giderek artıyordu. Alçaktan uçuyor, dönüyor ve dalış yapıyorlardı. Ofis binamın çatısına dolu yağar gibi bir şeyler düştüğünü duyabiliyordum.”

Franklin ayrıca kaldırımların yanıcı maddelerle dolduğunu ve birçok binanın çatısından yanmaya başladığını belirtti. Bu ifadeler, saldırının yalnızca yerdeki kalabalıklarla sınırlı olmayabileceğini düşündüren en güçlü tanıklıklardan biri kabul ediliyor.

Uçaklardan Ateş Açıldı mı?

Bazı tanıklar yalnızca yangın çıkarıcı maddeler değil, doğrudan silahlı saldırılar da gördüklerini anlattı. Greenwood yakınlarında yaşayan Meksikalı bir göçmenin ifadesine göre iki siyahi çocuk bir uçak tarafından takip edildi ve uçaktaki kişi çocuklara ateş açtı.

1950’li yıllarda Tulsa’daki bir berber dükkânında yaşanan başka bir olay da dikkat çekti. Bir beyaz adam, kendisinin ve arkadaşının katliam sırasında uçakla Greenwood üzerinde uçtuğunu ve bölgeye dinamit attığını iddia etti. Tarihçi Scott Ellsworth bu anlatının tamamen uydurma olmadığını düşünüyor.

Ellsworth’e göre o dönemde uçak saldırılarıyla ilgili yayımlanmış neredeyse hiçbir kaynak bulunmuyordu. Bu nedenle yıllar sonra ortaya çıkan bu itirafların dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Tarihçiler Ne Diyor?

Günümüzde tarihçilerin büyük bölümü uçakların Greenwood üzerinde uçtuğu konusunda hemfikir. Ancak tartışma, bu uçakların gerçekten bombalama yapıp yapmadığı noktasında yoğunlaşıyor.

Michigan Üniversitesi’nden tarihçi Scott Ellsworth, Greenwood’un esas olarak yerdeki beyaz çeteler tarafından yok edildiğini söylüyor. Ancak Ellsworth, havadan saldırı ihtimalini tamamen reddetmiyor.

Ona göre uçaklardan “Molotof kokteyli” benzeri maddeler değil, daha çok dinamit çubukları bırakılmış olabilir. Ellsworth, birçok görgü tanığının patlamalardan söz ettiğini ve bunun ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor.

2001 yılında hazırlanan Tulsa Irk Olayları Komisyonu raporu ise daha temkinli bir yaklaşım sergiledi. Raporda uçaklardan ateş açılmış veya yanıcı madde bırakılmış olabileceği kabul edildi ancak bunun olayın genel sonucunu belirleyen ana unsur olmadığı ifade edildi.

Raporda ayrıca dönemin fotoğrafları incelendiğinde bazı binalardaki hasarın dışarıdan gelen büyük patlamalara işaret etmediği belirtildi. Eğer güçlü bombalar kullanılmış olsaydı enkazın bina dışına saçılması gerektiği ifade edildi.

Uçaklar Nereden Geldi?

1921 yılında Tulsa’da iki havaalanı bulunuyordu. Bunlardan en büyüğü Curtiss-Southwest Airline Company tarafından işletiliyordu ve burada yaklaşık 14 uçak bulunuyordu.

O dönemde uçak kayıt sistemi zorunlu değildi. Bu nedenle katliam sırasında kullanılan uçakların tam olarak kime ait olduğu hiçbir zaman belirlenemedi. Tarihçiler uçakların petrol şirketlerine, özel şahıslara veya havaalanı işletmecilerine ait olabileceğini düşünüyor.

Mary Parrish’in ifadelerine göre olaylar sırasında havaalanlarında uçuşa hazır uçaklar vardı ve bazı kişiler yüksek güçlü tüfeklerle bu uçaklara biniyordu.

Amerikan Tarihindeki İlk Hava Saldırılarından Biri mi?

Eğer uçaklardan gerçekten bombalama yapıldıysa Tulsa Katliamı, Amerikan tarihinde sivillere yönelik ilk organize hava saldırılarından biri olarak kabul edilebilir.

Bu durum, Tulsa’daki olayların yalnızca “ırk çatışması” değil; organize, koordineli ve sistematik bir iç terör operasyonu olduğu görüşünü güçlendiriyor.

Greenwood’un yok edilmesiyle birlikte yüzlerce siyahi aile evsiz kaldı. Binin üzerinde ev ve iş yeri yok edildi. Kiliseler, hastaneler, okullar ve kütüphaneler yakıldı. Maddi zararın günümüz parasıyla onlarca milyon doları bulduğu tahmin ediliyor.

Gökhan Yalta’nın Yorumu

Bana göre Tulsa Katliamı’nın en ürkütücü yönlerinden biri, olayın yıllarca sistematik şekilde gizlenmiş olması. Düşünün, bir mahalle yok ediliyor, yüzlerce insan öldürülüyor ve buna rağmen yıllarca okul kitaplarında tek satır bile yer almıyor. Bu durum, tarihin bazen yalnızca kazananlar tarafından yazıldığını açıkça gösteriyor.

Uçak meselesi ise olayın boyutunu tamamen değiştiriyor. Eğer gerçekten sivillere havadan saldırı yapıldıysa bu, organize nefretin ne kadar ileri gidebildiğinin korkutucu bir örneği olur. Benim dikkatimi çeken nokta, farklı tanıkların birbirinden bağımsız şekilde benzer detaylar anlatması. Bu kadar çok insanın aynı şeyi uydurması oldukça zor görünüyor.

Greenwood’un başarısı aslında bir toplumun ekonomik dayanışmayla neler başarabileceğinin kanıtıydı. Ancak tam da bu nedenle hedef hâline geldi. Bence Tulsa Katliamı yalnızca Amerikan tarihinin değil, insanlık tarihinin de en önemli derslerinden biri olmalı. Çünkü nefret, propaganda ve sistematik ayrımcılık birleştiğinde medeniyet dediğimiz şey birkaç saat içinde yok olabiliyor.

Kaynak: HISTORY.com Editors, Tulsa Race Riot Commission Report (2001), Scott Ellsworth araştırmaları ve tarihsel tanıklık kayıtları.

Bu içerik BilimBox kurucusu Gökhan Yalta tarafından yayına hazırlandı. Teknoloji ve bilim vizyonumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için hakkında sayfamıza göz atabilirsiniz.

İlginizi Çekebilir

← Anasayfaya Dön