Lidar Verilerinde Unutulan Şehir: Maya Medeniyetinin Gizli Haritası
Hızlı Erişim / İçindekiler
- Orman İzleme Verilerinden Çıkan Kadim Kent
- Lidar Teknolojisi Yoğun Bitki Örtüsünü Nasıl Delip Geçiyor?
- "Kayıp Şehir" Efsanesi ve Gerçekler
- Bilimin Yeni Çıkmazı: Analiz Edilmeyi Bekleyen Devasa Veri Havuzları
Meksika'nın Campeche bölgesindeki sık ormanların derinliklerinde, yüzyıllardır insan gözünden saklanan devasa bir Maya şehri gün yüzüne çıktı. Ancak bu keşif, baltalarla ormanda yol açan geleneksel bir arkeoloji heyeti tarafından yapılmadı. Her şey, bir doktora öğrencisinin internet arama sonuçlarının alt sıralarında rastladığı, tamamen farklı bir amaçla toplanmış eski bir veri setini yeniden incelemesiyle başladı. Doğa koruma örgütlerinin 2013 yılında ormandaki karbon salınımını ve ağaç yoğunluğunu ölçmek için havadan yaptığı Lidar taramaları, içinde sakladığı tarihi hazineden habersiz bir şekilde dijital arşivlerde beklemekteydi. Tulane Üniversitesinden Luke Auld-Thomas, bu verileri arkeolojik analiz yöntemleriyle işlediğinde, karşısına modern dünyaya kadar ulaşmayı başarmış devasa bir kentsel yerleşim planı çıktı.
Orman İzleme Verilerinden Çıkan Kadim Kent
Antiquity dergisinde yayımlanan ve "Valeriana" adı verilen bu yeni şehir, Klasik Maya döneminin tüm siyasi ve idari özelliklerini bünyesinde barındırıyor. Yaklaşık 122 kilometrekarelik bir alanı kapsayan veri setinin incelenmesi sonucunda, kilometre başına ortalama 55 yapının düştüğü, toplamda ise 6 bin 764 farklı mimari yapının varlığı tespit edildi. Kentin merkezinde iki büyük anıtsal alan, geniş bir caddeyle birbirine bağlanan kapalı meydanlar, tapınak piramitleri, ritüeller için kullanılan bir top sahası ve mevsimsel bir akarsuyun önü setle kapatılarak oluşturulmuş devasa bir su rezervuarı yer alıyor. İlk tahminlere göre, mabetlerin ve konutların yoğunluğu, bu şehrin MS 750 ile 850 yılları arasındaki altın çağında 30 bin ila 50 bin arasında bir nüfusa ev sahipliği yapmış olabileceğini gösteriyor.
Lidar Teknolojisi Yoğun Bitki Örtüsünü Nasıl Delip Geçiyor?
Peki, havadan çıplak gözle bakıldığında sadece yeşil bir ağaç denizi olarak görünen bu alanlar nasıl haritalandırılıyor? Bu noktada modern arkeoloji çalışmalarının çehresini değiştiren Lidar (Işık Algılama ve Menzilleme) teknolojisi devreye giriyor. Bir uçağa monte edilen cihaz, saniyede yüz binlerce lazer darbesini yeryüzüne gönderir. Bu lazer ışınlarının önemli bir kısmı ağaç yapraklarına çarparak geri dönse de, bir kısmı dalların arasındaki küçük boşluklardan sızarak doğrudan toprağa ulaşır ve oradan yansır. Bilgisayar yazılımları, bitki örtüsünden dönen sinyalleri dijital olarak ayıklayıp temizlediğinde, geriye yeryüzünün tamamen çıplak ve pürüzsüz bir modeli kalır. Böylece yukarıdan veya yerden bakıldığında fark edilmesi imkansız olan toprak yığınları, platformlar, antik yollar ve bina temelleri net bir biçimde görünür hale gelir.
Guatemala'nın Petén bölgesinde 2018 yılında yapılan daha büyük ölçekli bir başka taramada da 61 binden fazla antik yapı bulunmuştu. Ancak o araştırma doğrudan arkeolojik amaçlarla finanse edilmişti. Valeriana’yı farklı kılan ise, sıfır bütçeyle, ticari veya çevresel amaçlarla çekilmiş hazır bir arşivin dönüştürülmesiyle bulunmuş olmasıdır. Tarım, madencilik, altyapı planlaması veya ormancılık için dünyanın dört bir yanında tonlarca para harcanarak çekilen yüzlerce Lidar verisi şu an sunucularda kimsenin dikkatini çekmeden duruyor.
"Kayıp Şehir" Efsanesi ve Gerçekler
Popüler kültürün sunduğu cazibeli manşetlerin aksine, bu keşif bölgenin tamamen bilinmez olduğu anlamına gelmiyor. Uzmanlar 1940'lardan beri Campeche bölgesinin altında Maya kalıntılarının yattığından şüpheleniyordu. Ayrıca Valeriana ismi de kente ait tarihi bir ad değil; araştırmacıların yakınlardaki bir lagünden esinlenerek koyduğu modern bir etiket. Lidar bize yapıların sadece geometrik şekillerini verir; binaların kaç yaşında olduğunu, hangi amaçla kullanıldığını veya hepsinde aynı dönemde mi yaşandığını söyleyemez. Bu yüzden, elde edilen verilerin doğruluğunu kesinleştirmek, kentin net sınırlarını çizmek ve kronolojik yapısını anlamak için bölgede fiziki kazı çalışmalarının yapılması zorunludur.
Bilimin Yeni Çıkmazı: Analiz Edilmeyi Bekleyen Devasa Veri Havuzları
Bu keşif, yapay zeka tarafından değil, bir insanın verideki potansiyeli fark edip doğru araçlarla yorumlaması sayesinde gerçekleşti. Günümüzde bilim dünyasının karşı karşıya kaldığı en büyük tıkanıklıklardan biri, toplanan veri miktarının, o veriyi inceleyecek insan kapasitesini fersah fersah aşmış olmasıdır. Yeni uydular fırlatmak veya yeni uçuşlar organize etmek yerine, sabit disklerde tozlanan eski arşivleri doğru sorularla yeniden deşifre etmek, insanlık tarihinin karanlıkta kalmış daha birçok sayfasını aydınlatabilir.
Kaynak: Space Daily A lost Maya city surfaced...
BilimBox Yorumu: Valeriana keşfi, arkeolojide kürek ve fırça döneminin yerini alan dijital veri madenciliğinin ne kadar muazzam bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Burada asıl etkileyici olan unsur, yeni bir antik kentin bulunmasından ziyade, o kentin yıllardır bir bilgisayar diskinde, gözümüzün önünde duruyor olmasıdır. İnsanlık olarak o kadar hızlı ve büyük miktarda veri üretiyoruz ki, elimizdeki bilgiyi işleyecek, ona dikkatli gözlerle bakacak zamanı ve insan kaynağını yaratamıyoruz. Çevresel izleme için toplanan sıradan bir harita verisinin altından 50 bin kişilik bir metropolün çıkması, Amazonlardan Güneydoğu Asya ormanlarına kadar dünya genelindeki pek çok ticari Lidar arşivinin altında aslında birer tarih müzesi yattığının açık bir kanıtıdır. Bu durum, geleceğin arkeologlarının artık araziden çok bilgisayar başında vakit geçireceğini ve disiplinler arası veri entegrasyonunun ne kadar hayati olduğunu ortaya koyuyor. Doğru soruları sormasını bilen tek bir araştırmacının, milyon dolarlık saha fonlarından daha efektif sonuçlar üretebileceğini görmek, bilimin gelecekteki üretim metodolojisi açısından oldukça ilham verici.