300 Yıl Sonra Açılan Gizli Oda
Ukrayna’nın batısında bulunan tarihi Galiçya Kalesi’nin altında, yüzyıllardır kapalı kalan gizli bir oda gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 300 yıl boyunca tamamen erişilemez durumda kalan bu bölüm, arkeologların aylar süren dikkatli çalışmaları sonucunda açıldı. Ortaya çıkan bulgular ise sadece bölgenin savaş geçmişine değil, aynı zamanda kalenin bilinmeyen savunma sistemlerine de ışık tutuyor.
“Starasta Kalesi” olarak da bilinen yapı, ilk olarak 12. yüzyılda ahşap bir savunma noktası olarak inşa edildi. Daha sonra 14. yüzyılda Polonya Kralı III. Casimir döneminde taş yapıya dönüştürüldü. 17. yüzyılın başlarında ise İtalyan mimar Francisco Corazzini tarafından yeniden tasarlandı. Ancak 1676 yılında gerçekleşen Osmanlı-Lehistan Savaşı sırasında kale ağır hasar aldı. Uzmanlara göre bu saldırılar sırasında meydana gelen büyük bir patlama, yer altındaki gizli bölmenin girişini tamamen kapattı.
Tonlarca Moloz El Gücüyle Temizlendi
Arkeologların karşılaştığı en büyük sorun, odaya doğrudan ulaşabilecek bir girişin bulunmamasıydı. Yer altına inen havalandırma şaftı oldukça dar olduğu için ekip ağır iş makineleri kullanamadı. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi bünyesinde çalışan uzmanlar, yaklaşık 5 bin 200 fit küplük molozu tamamen insan gücüyle temizlemek zorunda kaldı.
Yetkililer, bu yöntemin hem tarihi yapının zarar görmesini önlemek hem de içeride bulunabilecek eserleri korumak açısından kritik olduğunu belirtti. Yapılan çalışmalar sırasında odanın duvarlarında yoğun is izleri tespit edildi. Ayrıca kalın taş duvarlar ve hava tahliye sistemi, buranın sıradan bir depo olmadığını düşündürüyor.
Uzmanların ilk değerlendirmesine göre burası büyük olasılıkla bir “casemate”, yani güçlendirilmiş askeri savunma odası olarak kullanıldı. Bu tür alanlar geçmişte silah depolamak, barut saklamak veya savunma amaçlı testler yapmak için tercih ediliyordu. İç duvarlardaki kararma, odanın uzun süre yoğun duman altında kaldığını gösteriyor.
Arkeologlar yine de farklı ihtimalleri tamamen dışlamıyor. Odanın geçmişte hazine kasası, mahkeme arşivi, hapishane ya da değerli belgelerin saklandığı güvenli bir alan olarak kullanılmış olabileceği ifade ediliyor. Ancak mevcut fiziksel bulgular, askeri kullanım ihtimalini daha güçlü hale getiriyor.
Daha Derinde Yeni Odalar Olabilir
2025 yılının ilerleyen dönemlerinde kazı alanı genişletildi ve keşfedilen bölümün aslında daha büyük bir kule sisteminin parçası olduğu ortaya çıktı. Araştırmayı yürüten arkeolog Yuriy Lukomskyi, yer altında toplam altı ayrı tonozlu bölüm bulunabileceğini açıkladı.
İlk keşfedilen bölümün yaklaşık 6 metre derinlikte bulunduğu belirtilirken, bu alanın iki farklı odayla bağlantılı olduğu tespit edildi. Ancak asıl dikkat çeken detay, daha da aşağıya uzanan havalandırma boşlukları oldu. Uzmanlara göre henüz ulaşılamayan üç farklı oda daha olabilir.
Kazılar sırasında ayrıca 17. ve 18. yüzyıla ait soba seramikleri bulundu. Bu parçalar, kalenin savaş sonrasında da kullanılmaya devam ettiğini ve bazı bölümlerin yeniden düzenlendiğini gösteriyor. Her yeni buluntu, kalenin karmaşık yer altı yapısını biraz daha anlaşılır hale getiriyor.
Yerel halk arasında anlatılan eski hikâyeler de keşfi daha ilginç kılıyor. Bölgedeki söylencelere göre kalenin altında gizli kaçış tünelleri bulunuyor. Bunlardan birinde yüksek rütbeli bir yöneticinin kızının, hizmetçinin yardımıyla sevgilisiyle kaçtığı anlatılıyor. Son kazılarda duvarların arasında keşfedilen dar bir boşluk, bu hikâyelerin tamamen hayal ürünü olmayabileceğini düşündürüyor.
Uzmanlar, önümüzdeki süreçte yeni geçitlerin açığa çıkarılabileceğini belirtiyor. Eğer söylendiği gibi daha derinde bağlantılı odalar varsa, Galiçya Kalesi’nin bugüne kadar bilinmeyen savunma ağı ortaya çıkabilir. Bu durum yalnızca Ukrayna tarihi açısından değil, Avrupa’daki Orta Çağ askeri mimarisi açısından da önemli veriler sağlayabilir.
Bugün Arkeoloji dünyasında yapılan birçok keşif, geçmişin yalnızca yüzeyde görünen kısmını bildiğimizi gösteriyor. Özellikle savaşlar, yıkımlar ve doğal afetler nedeniyle kaybolan yer altı yapıları, modern teknolojiler ve sabırlı kazılar sayesinde yeniden ortaya çıkarılıyor. Galiçya Kalesi’nde bulunan bu gizli oda da geçmişin tamamen kaybolmadığını kanıtlayan dikkat çekici örneklerden biri olarak görülüyor.
Uzman ekip şimdi odada bulunan kalıntılar üzerinde detaylı analizler yürütüyor. İs tabakalarının kimyasal yapısı, taş duvarların güçlendirme yöntemi ve çıkarılan seramik parçaları, odanın hangi amaçla kullanıldığını daha net biçimde ortaya koyabilir. Aynı zamanda yer altında keşfedilmeyi bekleyen yeni alanların bulunması da ihtimaller arasında yer alıyor.
Kaynak: Daily Galaxy Archaeologists Uncover a Hidden Chamber Beneath a Ukrainian Castle Sealed for 300 Years
Gökhan Yalta'nın Yorumu: Tarihi yapılarda yapılan keşiflerin en etkileyici tarafı, bazen tek bir kapalı odanın bile yüzlerce yıllık bilinmezliği değiştirebilmesidir. Bu olay sadece eski bir kalede gizli bir bölüm bulunmasından ibaret değil. Burada önemli olan şey, savaşların ve yıkımların geçmişte nasıl iz bıraktığını somut şekilde görebilmemiz. Üstelik yer altında hâlâ açığa çıkarılmamış başka bölümlerin bulunma ihtimali, keşfi daha da değerli hale getiriyor. Günümüzde teknoloji ne kadar gelişmiş olsa da bazı sırların çözülmesi hâlâ insan emeği, sabır ve dikkat gerektiriyor. Arkeologların tonlarca molozu ağır makine kullanmadan temizlemesi bunun en net örneklerinden biri. Önümüzdeki yıllarda bu tür keşiflerin artması şaşırtıcı olmayacaktır. Çünkü Avrupa’daki birçok kale, manastır ve tarihi yapı hâlâ tam anlamıyla araştırılmış değil. Özellikle savaş dönemlerinde gizlenen odalar, kaçış tünelleri ve savunma sistemleri tarih kitaplarında yazılandan çok daha karmaşık bir geçmişe işaret ediyor. Galiçya Kalesi’nde bulunan bu oda, geçmişin bazen toprağın birkaç metre altında sessizce beklediğini gösteriyor.